En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
29 Mart 2009

Muhsin Yazıcıoğlu veya er kişi niyetine



Bir gün, Muhsin Yazıcıoğlu arkasından iplik iplik gözyaşı dökeceğim hiç aklıma gelmedi. Çünkü ben ondan yirmi yaş daha büyüktüm. Ama Rabbimiz, onu, benden önce sonsuzluk âlemine aldı.
Aynı şehrin çocuklarıydık. Aynı türkülerle büyüdük. Mayamız aynı hamurdandı. Ve daha önemlisi, aynı fikrin mensupları, aynı sevdanın mahkûmlarıydık.
Onu, delikanlı çağlarından itibaren tanıdım. Orta halli bir ailenin çocuğuydu. Ama çok zengin bir şahsiyete sahipti. Kim söylemişse çok doğru söylemiş, aklımda hep o doğru tespit var: “Namuslu bir adam, Allah’ın en soylu eserlerinden biridir!” denilmiş. O gerçekten de, Allah’ın soylu eserlerinden biriydi. “Emrolunduğu gibi dosdoğru olmaya çalışanlar” ordusundandı. Peygamber ahlâkıyla yaşayanlardandı. Vatanımızı, milletimizi, dilimizi, bayrağımızı, ordumuzu ve bütün mukaddeslerimizi sevmek, onun en büyük özelliklerindendi. Ama şu hazin tecelliye bakınız: Vatanımızın bütünlüğü, milletimizin birliği, dilimizin, dinimizin selâmeti için, 12 Eylül 1980 darbesiyle iktidara el koyanlar, onu da zindanlara atmışlardı. Her zaman her yerde söyledim işte burada da yazıyorum: Eğer insan vücudundaki sıcaklığı ölçen termometreler gibi, yüreğimizdeki sevgiyi, aşkı, samimiyeti, vatanseverliği, orduya, millete, bayrağa bağlılığı tesbit eden cihazlar da yapılabilmiş olsa idi, Muhsin Yazıcıoğlu’nun bütün bu konularda, Kenan Evren’den ve darbeci arkadaşlarından kıl kadar geride olmadığı kör gözleri bile açabilir en vicdansız insanları bile merhamete getirebilirdi. Ama 12 Eylül darbesini yapanlar, Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdular, Muhsin Yazıcıoğlu’na ve arkadaşlarına da vatanı zindan ettiler. Onu 7.5 yıl cezaevlerinde çürütmeye çalıştılar. Bu sürenin 5.5 yılında, bir firavun öfkesiyle ona hücre cezası da çektirdiler. Yapılan bütün mahkemelerden Muhsin Yazıcıoğlu’nun beraat etmesinden utanmadılar, arlanmadılar, uslanmadılar.
Dün, Muhsin Yazıcıoğlu’nu 7.5 yıl, haksız yere cezaevlerinde tutanlar, bugün devletimizin, bir dağ başında, kara, tipiye, soğuğa rağmen, onu şu kadar helikopter, şu kadar asker, şu kadar halkla aramaya kalkmasını anlayacak zekaya, ahlâka, idrake sahip değillerdir.
Sivas’ın 30 yıllık siyasi havasını çok iyi biliyorum. Sivas siyasetinin içinde birlikte bulunduk. Tereddüt etmeden diyebilirim ki Sivas’ın seçip Meclise gönderdiği milletvekilleri arasında onun ayrı bir yeri vardı.
Doğruluktan ayrılmayan, hak bildiği yolda tek başına bile kalsa yürümekten vaz geçmeyen bir yiğit kişiydi.
Meclise Milliyetçi Hareket Partisi milletvekili olarak girdi. Bir gün partisinden istifa etti. TBMM’ye gittim ve neden ayrıldığını kendisine sordum. Meclisteki odasında baş başa oturup konuştuk. Sonra gördüm ki istifasında, onun bir zerre olsun yanlışı yoktur. Yapılması gerekeni yapmıştır. Sonra ondan dinlediklerimi eski bakanlarımızdan Necmettin Cevheri de bir vesileyle bana anlatmıştı. Türkeş yanlış yapmıştı.
Bundan 4-5 yıl önce, İstanbul’da, bir iftar sofrasında yan yana oturuyorduk. Kendisine dedim ki: “MHP ile ayrı durmanızdan üzüntü duyanlardanım. Birleşmenizde büyük fayda var. Bu konuda birkaç yazı yazmak istiyorum!” Sakın, yazmayın dedi ve ilave etti: “Çünkü Devlet Bahçeli birleşmemizi istemiyor. Faydası olmaz!” Çok şaşırdım. Ne diyeyim? Ne diyeyim? Siyaset dünyamızdan bir er kişimiz daha ayrıldı.



Bu yazı 1,195 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,895 µs