En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
22 Şubat 2009

Bahtiyar Vahapzade artık yazmayacak -1-



Sevgili Peygamberimizin şu hükmünü hiç unutmuyorum: “Bir âlimin ölümü, güneşin batışına benzer!”
Bu çok doğru tesbiti, tanıdığım bazı şairler için de söyleyebilirim: Şairin ölümü de güneşin batışı gibidir. Çünkü bir millet için âlim ne ise şair de odur. İlimsiz-edebiyatsız millet olur mu? Bütün müsbet ilimleri elbette baş tacı etmeliyiz. Ama bilmeliyiz ki müsbet ilimlerin vatanseverlik konusunda, ahlâk ve ahiret konusunda bir gayretleri yoktur. Vatanımızı, milletimizi, yaradanımızı, ahiretimizi, ahlâkımızı merhametimizi...bize şairlerimiz, ediplerimiz sevdirerek öğretiyorlar. Dinimizin sözcüleri fikir-sanat-edebiyat adamlarımızdır. Dünyaca ünlü fizik âlimi Aynştayn diyor ki: “Dinsiz ilim kördür, ilimsiz din topaldır!”
Şair, milletinin kültür köklerine bağlı olan ve onları yaşatan, yayan, sevdiren seçilmiş kalem. Bahtiyar Vahapzade de bu özelliklerle yaşadı ve yazdı. Milletinin yürekli sesi oldu.
Onunla ilk defa, 1980 yılında, Bakü’de, Nebi Hazrî’nin makamında yüz yüze geldik. Yanında, Azerbaycan’ın soylu isimlerinden Prof. Dr. Abbas Zamanof da vardı. Orada Vahabzade bana dedi ki: “Sizin Azerbaycan ve Türkistan Türkleri üzerine yazdığınız şiirleri okuyunca, kendi kendime, demek ki dedim Türkiye’de, Turancılık hor görülmesine rağmen bizi düşünen ve seven kardeşlerimiz de var!”
Bahtiyar Vahabzade ile, 1980 yılından 2009 yılına kadar, çok samimi ve çok kuvvetli duygularla birlikte yaşadık. Benim, Azerbaycan’da bütün gönlümle sevdiğim, kendime bir ağabey gibi yakın bildiğim kişilerin başında Vahabzade vardı. Biliyorum ki onun, Türkiye’de, en çok sevdiği kişiler arasında ben de bulunuyordum. Mehmet Emin Yurdakul’un bir beyti, bana hep onu hatırlatıyordu:
“Unutma ki, şairleri haykırmayan bir millet
Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir!”
Azerbaycan’ın, adeta bir yeşil cenneti olan Şeki şehrinde, 1925 yılında yoksul bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Ülkesi 8 yıldan beri Komünizmin kıskacındaydı ama Bahtiyar Vahabzade, ömrünün hiçbir devresinde komünist olmadı. Komünizme inanmadı. Moskova’nın Azerbaycan’ı bölen siyasetine başkaldırınca, üniversitedeki kürsüsünden atıldı. İki yıl işsiz-güçsüz kaldı. Milleti gizliden gizliye ona sahip çıktı. Halkın, onu nasıl coşkun duygularla sevdiğine kaç kere şahid oldum. Mesela Bakü’de Vahabzade ile on metre baş başa kalarak yürüyemedim. Onu uzaktan-yakından görenler koşarak yanımıza geliyorlar yürek sözlerini şöyle ifade ediyorlardı:
-Bahtiyar muallim sen bizim şerefimizsin!
-Bahtiyar muallim sen bizim gururumuzsun!
-Bahtiyar muallim sen bizim haysiyetimizsin!
-Bahtiyar muallim sen bizim sesimizsin! İnancımızsın! Bayrağımızsın!
Bahtiyar Vahabzade, artık sonsuzluk uykusunda. Bu cümleleri onun vefatından bir hafta sonra zorlukla yazıyorum!
Bir güzel güneşimiz daha battı, neyliyeyim ben.


Bu yazı 839 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,164 µs