En Sıcak Konular

Olcay Yazıcı
Konuk Yazar - Sanatalemi.net
Olcay Yazıcı
1 Ocak 1990

Acının Metafiziği



“Gözyaşları olanlara ne mutlu!”
Goethe

Son demlerde, ‘acı günler yaşıyoruz’, hem fert olarak, hem toplum olarak. Bilgeler ve hikmet sahipleri Müminin Üç Zindanından söz eder...Zindana katlanmadan, felâha ulaşmak mümkün değil. Bu işin mistik, yani fizikötesi boyutu.

Bir de, ‘insanın, insana ettiği zulüm var ki, asıl elem verici olan bu!’
Batılı bir düşünüre (ismi değil, mahiyeti önemli) büyük bir telâş içinde, ‘Yedi Krallar sizi ölüme mahkûm etti!” demişler; düşünür gayet sâkin ve mütevekkil bir edâ ile, ‘Etsin,’ demiş, ‘hayat da, onları etmiştir!” Yani, “öldürenler de ölür!”

Yani, ‘ölümlünün, ölümlüye kafa tutması, dünyanın en trajik olduğu kadar, en komik bir hâlidir.

Asıl mesele ise, semavî kitapları, nebileri, resulleri; velileri, erenleri, uluları, kanaat önderlerini; bilgeleri, felsefecileri, sûfîleri, sosyologları, psikologları; toplum mühendislerini, şairleri, edebiyatçıları, kısaca güzel ahlâk öncülerini ve erdem öğreticilerini dinlemeden, sapkınlık, bozgun ve zulüm vâdisinde ısrarla yoluna devam eden azgınlar güruhu karşısında zihnimizde ateş gibi yakıcı, kezzap gibi acı verici; beyin ve ruh törpüleyici bir suâl beliriyor:

“İnsan, ne zaman, ‘insan’ olacak!?”

Bu yakıcı suâlin cevabını, ümitle-ümitsizlik arasında bekleyedururken; biz acının mistik boyutu ile yüreğimizi ferahlandırmaya çalışalım. Unutmayalım ki, çoğu zaman kalpten kopan bir ‘âh’; ‘silâh’tan çok daha etkilidir.

Fakat, her şeyin bir vakti vardır...Ve vaktin sahibi Allah’tır!..

Acı, perdeyi yırtan bıçak...
Buzdağında mahpus yâseminin, özgürlüğüne kavuşması.
Filizlenmesi kara kayaların...

Acı, ebedîyete açılan kapı.
Oluşun berraklaşıp, duru bir aynaya dönüşü.
İnsanın iç âleme yolculuğu..
Sevdikleri kaybolan ve sığınakları yıkılan insanın, yaratıcının teskin eden ilahî kudretine sığınması...

İnsanın, fâni olana vedâ edip, ebedîyet fikriyle yeniden dirilmesi.
Diriliş ürpertisini derinden hissetmesi.
Âzât etmesi içindeki bütün esir kuşları.

Hayâlini sınırlayan hisarları aşması..
Ayine-i cihânda batan solgun güneşlerin; ezel-ebed aynasında sonrasızca var olmak üzere doğması.
Acıyı, mistik bir duâya, ebedî bir muştuya dönüştürmek; işte yaşama sanatı ya da hayatın kutsal sırrı, ulvî tahammül kudreti burada.

Çünkü, “Allah’ın hazineleri yıkık gönüllerdedir!”
Çünkü, “Allah, hüzünlü kalbi sever!”

Cennet, sabırla katlanılmış, tevekkül ve tahammül edilmiş acıların karşılığında insana bahşedilen büyük bir mükâfat olmalı.

Acı, sonsuzu gören büyük açı...Karıncada kâinatı, kâinatta karıncayı görme idraki.
İnsan asıl, acılarla çoğalır; yalnızlıkta derinleşip var oluşun hikmetine, mârifetine ulaşır.

Bizim olan ânlar, kederlenip acı çektiğimiz, hüzünlenip ağladığımız ânlardır; coşku çözülmenin çocuğu, mahkûmiyet mutluluğun.
Asıl, acı çekerken varlığın idrakine varır kişi.
Canın yanması, rûhun aydınlanmasından ötürüdür.

Bunun için şair, “Bir şûlesi var ki şem-i cânın, fânusuna sığmaz âsumânın!” demiş.
Onun için şair, “Gelip geçer mevsimler, aşk ve para el-kiri/Yazıcı, yaz bu sırrı: ölüm hayattan diri!” diye ulvî teselliye sığınmış.
Çünkü, ‘teslim olmak’, acı duymamak demektir..

Doğuda kader denen bilinmezin anahtar kelimesi, sabırdır.
Bunun için, aşkın çaresi, ya seferdir, ya tahammül!..
Tahammül, ıstırabın yeşerttiği ıtırlı gül.
Ateşin, ‘gül esenliğine dönmüş hâli..”

Sefer ise, menzile varmak, vâsıl olmak, vuslâta erişmek.
Leylâ’dan, Mevlâ’ya, gurbetten hikmete, aşktan aşkınlığa (fizikötesine) varmak..
Maddenin, eşyanın çekiminden/zindanından kurtulmak: işte asıl ve asil var oluş bu!..

Mevlânâ’nın, gülün ölümünü, ebedî dirilmeye misal göstermesi ve ölümü, “düğün-gecesi”
diye tarif etmesi, gerçek karşılığı olmayan, kurgulanmış, soyut, hayâlî bir fantezi değil; müjdelenmiş, vâdedilmiş mutluk bir hakikattir.

Ve, “Allah, (asla) vaadinden dönmez!”

Yine Mevlânâ hazretlerinin ifadesiyle; “Baharda doğan, güzün ölür gider; fakat aşkın gül bahçesinin, baharın yardımına ihtiyacı yoktur.”

Orada güller her dem diridir.
Ve onun için yine şair demiştir ki: “Ölen, döner ve çağırır; gülün açışı gibi!”
Ve yine şair, “Doğuda, dirilmek için kırılır gül!” demiştir.

Goethe de, “Gözyaşları olanlara ne mutlu!” demiş.

Doğuda aşkın ve acının metafiziği, ayrılışa, vedâa, yok oluşa değil; vahdete, birliğe, dirilişe ve vuslâta/kavuşmaya işaret eder.

Düşün ve sûfîler sûfîsi Mevlânâ hazretlerinin o ürperten, müjdeleyen, bütün şüphe ve kahır bulutlarını dağıtın, cân yakıcı sorusunu, sorunun ihtiva ettiği metafizik hakikati hatırlayın:

“Hangi tohum toprağa düştü de, yeşermedi?”
İnsan neden bu ulu ve ulvî yasanın dışında kalsın ki?



Bu yazı 575 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Temmuz 2008 Bilgiden Bilgeliğe
    • 14 Temmuz 2008 Acının Metafiziği
    • 7 Temmuz 2008 ''Hüzün Yılı''
    • 4 Temmuz 2008 Üsküdar'da Bir Hikmet Dükkânı
    • 1 Temmuz 2008 Çağımızın Ârifi
    • 18 Haziran 2008 Düşüncenin Gökkuşağı ve Söz Ummanı:Cemil Meriç
    • 10 Haziran 2008 Cebeci'nin Şiir İklimi
    • 5 Haziran 2008 Türkiye'nin Şairi : Dilâver Cebeci
    • 2 Haziran 2008 Yavuz Bülent Bâkiler’le 72 Yıl
    • 29 Mayıs 2008 Uçmağa Göçen Usta!..
    • 27 Mayıs 2008 Necip Fazıl Kısakürek
    • 14 Nisan 2008 Câmideki Rektör: Erol Güngör

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler

    Şirket Haberleri ŞİRKET HABERLERİ


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,470 µs