En Sıcak Konular

Aziz Dolu

Atabey
Aziz Dolu
28 Mart 2014

İstiklal Harbi'nin Çekirdek Kadrosu



Adana treni, 13 Ekim 1918 tarihinde Haydarpaşa rıhtımına yanaşır. Yolcuları, açıkta demirli 55 parça düşman gemisi karşılar. İnsanlar, gemileri görmek için pencerelere üşüşürler. "Düşman gemileri gelmiş!" nidâları yükselir her taraftan. Yolcular arasında bulunan sarı saçlı, mavi gözlü bir adam başını çevirip; şah (tavşancıl) kartalını andıran delici bakışlarla gemileri süzer. "Geldikleri gibi giderler!" sözü dökülür dudaklarından. Sözün sahibi, Çanakkale'de 'Sarı Paşa' diye nam salmış olan Mustafa Kemal'den başkası değildir.

 

28 Kasım 1918 tarihinde Reşit Paşa vapuru Karadeniz'den, İstanbul boğazına girer. Yolcular, vapurdaki Türk bayrağının indirilip, yerine İngiliz bayrağının çekilmesine şahit olurlar. Bunlardan biri de Kazım Karabekir Paşa'dır. "Tek dağ başı mezar oluncaya kadar uğraşmalı" der yumruklarını sıkarak. Ertesi gün İsmet İnönü ile buluşur Karabekir Paşa. Memleket meselelerini konuşurlar. İsmet Paşa ümitsizdir. "Köylü olalım." der. 'Köşemize çekilip; tarla-toprak işleriyle meşgul olalım' demek ister bu sözüyle.

 

İstiklâl Harbi, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele diye giden az sayıdaki Osmanlı subayından oluşan bir çekirdek kadro ile başlatılmıştır. Kazım Karabekir, 'ne yapılacaksa Doğu'da yapılmalı' fikrindedir. "Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır." diyen Mustafa Kemal vatanı Doğu-Batı olarak tahayyül etmez. Onun zihninde vatan bir bütündür ve parçalanamaz. Bu yüzden vatanın her bir karışını 'Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti' adı altında birleştirir. Batum, Batı Trakya (Selânik dâhil), Kerkük ve Oniki Ada ise Atatürk için ömrünün sonuna kadar her daim bir yürek sızısı olmuştur.

 

İsmet İnönü daha sonraları girer kareye. Yeni evlenmiştir de… İstanbul'dan gelmesi zaman almıştır. Belki de önünü görmek istemiştir kim bilir? Fevzi Çakmak da önceleri renk vermeyenlerdendir. Bu yüzden olacak -başta- Fevzi Paşa'dan şüphelenilmiş; geriden geriye göz hapsinde tutturulmuştur. Geleneklerine bağlı, mütedeyyin bir insan olan Paşa'nın bu tutumunda Osmanlı'ya duyduğu derin hürmetin de etkisi var mıdır bilinmez. İçki içmeyen, dindar bir adamdır. Tarikat bağlantısı da vardır bu arada. Zaferden sonra siyasete girmemiş, orduda kalarak uzun yıllar Genelkurmay Başkanlığı görevini ifa etmiştir. Paşa, aynı zamanda Türk Ocağı Hars (culture/kültür) Heyeti üyesidir.

 

İsmet İnönü'nün sonradan gelip, Genelkurmay Başkanı ve Batı Cephesi Kumandanı olmasının Ali Fuat Cebesoy ile Refet Bele'yi kızdırdığı söylenir. Fevzi Paşa da Başbakan olur bir yerde. Bu görev dağılımı aslında Mustafa Kemal'in taktik (strateji) zekâsını göstermesi açısından takdire şâyândır. Diğerleriyle zaten kader birliği içerisindedir. Aklında soru işareti oluşturan bu iki Paşa'ya sorumluluk yüklemek suretiyle onların da, ellerini taşın altına koymalarını sağlamıştır.

 

Peki, niye İsmet İnönü? Çok iyi bir ikinci adam ve de icracı olmasından tabi ki. İçkiyle arası iyi olmayan, halim-selim bir adamdır. "Ama hepsi bu kadar"dır Attila İlhan'a göre. Sol cenahtan olmasına rağmen, İnönü'yü eleştirmekten çekinmez. Fevzi Paşa olmasa İnönü Muharebeleri olarak anılan bir dizi savaşta, orduya geri çekilme emri verdiği vakıadır zira. Fevzi Paşa'nın, 'biraz daha dayanın' emri ve sonrasında Yunanlıların çekilmeye başlaması ile zafer bizim olmuştur.

 

'Önder' ile 'başkan' aynı şeyler değildir. Başkan, başta durandır; önder ise 'öncü' demektir. Herkes başkan olabilir, ama herkes öncü olamaz. İstiklâl Harbi yılları dünyanın paylaşıldığı, medeniyetlerin çatıştığı yıllardır. Ulus-devlet savaşları olarak başlayan ama sonrasında Doğu-Batı hesaplaşmasına dönen bir devir… "Büyük girişimlerde tek bir önderin bulunması, başarının zorunlu koşuludur." diyen bir Atatürk olmasaydı İstiklâl Harbi başarıya ulaşır mıydı? Zor!.. Niye, derseniz; alın size bir anı: Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sırasında, bir ara işler yolunda gitmemeye başlar. İsmet Paşa "Yapamıyorum!" der. Atatürk "Yaparsın, yapacaksın!" der.

 

Mustafa Kemal, -bizzat kendi ifadesiyle- Yörük-Türkmen sülâlesindendir. Ailesinin kökenleri, bir Avşar beyliği olan Karamanoğullarının Kızıllar obasına kadar gider. İsmet İnönü'nün baba tarafı Kürt, anne tarafı ise Bulgaristan muhaciri olması hasebiyle Yörük-Türkmen'dir. Rauf Orbay'ın baba sülâlesi Çerkez'dir. Bir elin parmakları kadar insan… Parmaklar kenetlenip, yumruk olmuştur. Yani 'Türk' olmuştur! Bu dağılım bile Kuvva-yı Milliye'nin, dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ırkçı temellerden ne kadar münezzeh (ırak) olduğunu göstermesi açısından dikkat çekicidir. Ki devletin millî marşını yazan Mehmet Âkif'in baba tarafının Arnavut, anne tarafının Özbek; İzmir Vilayet Konağının balkonundaki Yunan paçavrasını indirip, yerine Türk Bayrağını diken Yüzbaşı Şerafettin Bey'in Kırım Tatar'ı; devletin akıl hocalığını yapan Mehmet Ziya Gökalp'ın, Zaza olduğunu da belirtmeden geçmeyelim. Mustafa Kemal'in başındaki kalpak bile tâ Batı Türkistan'dan, Buhara Emîri Osman Han'dan gelmiştir.

 

Velhâsıl İstiklâl Harbi'nin çekirdek kadrosu işte bu bir avuç kahramandır. Bu kadro, Anadolu bozkırlarında kök salmış, boy atmıştır. Şıfka iken, çınar olmuş; göğe yükselmiştir. Gölgesi şimdilerde Asya-Avrupa ve Afrika'daki yangılı yürekleri serinletmeye başlamıştır.  Yüz milyonlar gölgemize susamışken, yüz milyonlar yolumuzu gözlerken; bizim kalkıp da sen-ben, dal-budak kavgası yapmamız en başta kendi tarihimize, kendi kültürümüze karşı bir saygısızlıktır. Dahası bin bir yokluk ve sıkıntıya rağmen İstiklâl Harbini zaferle taçlandırmayı başarmış olan o yürekli insanlara da vefâsızlıktır. Velhâsıl "Türk-İslâm Ülküsü" adlı muhteşem eserin müellifi Van/Bahçesaray'lı Seyit Ahmet Arvasî'nin hoş, hoş olduğu kadar da mânâlı sözleriyle ifade edecek olursak güzel insanlar, güzel atlara binip gitmişlerdir. Bırakalım da, gittikleri yerde huzur içinde yatsınlar. Olmaz mı ağalar?

 

Aziz Dolu Atabey

http://azizdolu.blogcu.com/



Bu yazı 234 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Temmuz 2017 Ömer Halisdemir
    • 5 Temmuz 2017 Musul; Nureddin Zengi'nin Yadig
    • 23 Mayıs 2017 Ra, Rab, Tanrı ve Türkler
    • 7 Mart 2017 Türkiyeyi Ve Dünyayı Anlamak
    • 14 Ocak 2017 Rainadan, Radikalizme
    • 1 Ocak 2017 İslam, İslamcılar ve Anarşizm
    • 22 Aralık 2016 Kurt Ulur, Vatan Kurtulur
    • 7 Aralık 2016 Şangay Bilmem Ne Kaçlısı
    • 20 Kasım 2016 Başkanlık Tartışmaları
    • 20 Kasım 2016 Fıratın İki Yakasını Bir Araya Getirmek
    • 7 Ekim 2016 Bir Meşrep Olarak Alevilik
    • 22 Eylül 2016 Piruz Dilenci; Güney Azerbaycanın Özgürlük Ateşini Harlayan Adam
    • 11 Eylül 2016 Bu da oldu; Atatürkün resmine sansür
    • 31 Ağustos 2016 Yüksekova İl Olmalı
    • 18 Ağustos 2016 Yapılandırma Ayarlarına Dönüş
    • 8 Temmuz 2016 Atatürk Türkiyesinden, Humeyninin İranına
    • 2 Temmuz 2016 Akıl ile vicdanın hasbıhali
    • 2 Temmuz 2016 Almanların Maskarası, Çerkezlerin Yüzkarası
    • 29 Mayıs 2016 Bir, Üç, Beş
    • 23 Mayıs 2016 Otizmliler, ille de AKP diyormuş

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,633 µs