En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
14 Ocak 2013

A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon



Gazeteler yazdı: Apo'nun hücresine televizyon konulacakmış. Daha önce radyo verilmişti. Canı sıkılmasın diyerek yattığı hapishaneye birkaç mahkûm da gönderilmişti. Apo, günün belirli saatlerinde o kişilerle volta atıyor, konuşuyor, koğuşuna döndüğünde de radyo dinliyordu. Artık odasında bir de televizyonu var. 
Şimdi ben, anlatılmaz bir hüzünle, merhum Adnan Menderes'i düşünüyorum. Öyle sanıyorum ki, yaşları 50-60 civarında olanlar, Adnan Menderes hakkında ya hiçbir şey bilmiyorlar veya yarım yamalak birkaç cümlenin içinde kekeleyip duruyorlar. 
Adnan Menderes, bizim en başarılı, en efendi, en sevilen başbakanlarımızdan biriydi. Yapılan değerlendirmeler gösterdi ki, Türkiye, en çok onun başbakanlığı döneminde kalkındı. Milletimizin yüzü, en çok onun devrinde güldü (1950-1960). Türkiye, yamalı kasketliler memleketiydi. Köylünün ayağı çarıklıydı. Şehirlerimizdeki bir-iki katlı evlerimiz kerpiçtendi. Sokaklarımız tozlu-topraklıydı. Asfalt, ancak birkaç şehrimizde biliniyordu. Geceleri gaz lambaları altında oturuyorduk. 
Daha önceki seçimler, açık oy, gizli tasnifle yapılıyordu. Ve hep CHP kazanıyordu. 1950 yılında durum değişti, seçimler gizli oy açık tasnifle yapıldı ve Demokrat Parti o ilk seçimlerden büyük bir zaferle çıktı. Adnan Menderes Başbakan oldu. Demokrat Parti 393 milletvekilliği kazandı. CHP, 69 milletvekiliyle meclise girdi... 1954 yılında yapılan seçimlerde, Demokrat Parti 488 milletvekiliyle iktidardaydı. CHP'nin milletvekili sayısı 30'a indi... 1957 yılındaki seçimlerde de durum değişmedi. CHP üçüncü defa muhalefette kalmaya tahammül edemedi. CHP siyasi tarihimizde görülmemiş yalanlarla, iftiralarla, suçlamalarla ortalığı çok gerdi. Gençlerimizi meydanlara döktü. Ordu içindeki CHP zihniyetli subayları tahrik etti. Son derecede seviyesiz, rezil dedikodularla doldurulan bazı subaylar, 27 Mayıs 1960 günü bir hükümet darbesi yaparak Demokrat Parti'yi büyük bir kinle Meclis dışına çekti. DP milletvekillerini evlerinden alarak, döverek, söverek, tekme tokatlarla yürüterek önce Kara Harp Okulu'na götürüp tıktılar. Sonra, oradan Yassıada zindanına taşıdılar. O esnada da bazı CHP'li subaylar ve astsubaylar, azgın boğalar gibi milletvekillerine ve bakanlara saldırdılar. Yapılan zulümlere tahammül edemeyen Cumhurbaşkanı Celal Bayar intihara teşebbüs etti. 
Başbakan Adnan Menderes tek kişilik bir odaya konuldu. Hiç kimse ile görüştürülmedi ve konuşturulmadı. Odasında nöbet tutan subayların da onunla konuşmaları yasaklandı. Ada kumandanı "Kürt Tarık" diye bilinen zalim bir yarbaydı. Emrindeki subaylar da öyleydiler. Adnan Menderes, bir gün kapısındaki nöbetçi subaya; "Acaba benim avukatım geldi mi?" diye sorunca tekme tokat dövülerek odasına itildi. 
Bir başka gün Menderes, iki nöbetçi subay arasında mahkeme salonuna götürülüyordu. Karşıdan da eski valilerimizden Turhan Kapanlı geliyordu. Karşı karşıya gelince Adnan Menderes; "Nasılsınız Turhan Kapanlı beyefendi", diye sordu. Kapanlı da aynı nezaketle cevap verdi. "Teşekkür ederim Sayın Başbakanım" dedi. Birdenbire dört nöbetçi subay, taraflara rezil küfürler savurarak onları tekme tokat dövmeye başladılar. Dövdüklerinden biri bu ülkeye 10 yıl başbakanlık yapan efendi bir kimseydi. Ötekisi değerli valilerimizden biriydi. 
Adnan Menderes, idam sehpasına götürülmeden bir saat kadar önce, ada kumandanının emriyle ve zorla basur muayenesinden geçirildi. Yazmaktan utandığım daha nice rezil davranışlar hayvanca zulümler yapıldı... Şimdi de otuz bin kişinin katili Apo'nun odasına TV konuluyor. Va esefa!..

 

Kaynak: http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?ID=561323#.UQBttx1FVOQ



Bu yazı 567 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,899 µs