En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
25 Şubat 2012

Hocalı vahşetinden bizim Ermenicilerimize



Yarın Hocalı Vahşetinin 20. yıl dönümü Hocalı, Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde bir şehir. Çok yakınında Ağdam şehri de var. Kuzey taraflarında ise Gence merkezi bulunuyor. Ruslar, bin yıllık Gence ismini değiştirerek yerine Kirovabat koymuşlardı. Ve Ruslar, Azerbaycan topraklarına girince Şii-Sünni kavgası başlatmışlardı. Azerbaycan’da ALİ MEKTEPLERİ yanında ÖMER MEKTEPLERİ açmışlardı. Şii çocuklarını ALİ mekteplerine, Sünni çocuklarını ÖMER mekteplerine yazdırmışlardı. Böylece hepsi Türk, hepsi Müslüman olan bir milleti, ikiye bölmüşlerdi. Azerbaycan’da, Moskof marifetiyle bir mezhep kavgası başlayınca, Sünni kişiler, büyük topluluklar halinde Türkiye’ye göçmüşlerdi. O büyük göç esnasında, benim büyük dedelerimden Mehemmed Sâbir de, çoluğuyla, çocuğuyla birlikte, imparatorluk Türkiyesine doğru yollanmışlardı. Mehemmed Sâbir dedemin babası Hacı Ali Ferahşad ve dedesi Hacı Ali Murat, Ağdam toprağında yatıyorlar. Ağdam, şimdi tamamen Ermeni işgali altında. 
Ruslar, 1800 yılından itibaren Azerbaycan’ı Mezhep kavgalarıyla bölmekle kalmadılar. Aynı zamanda, Karabağ bölgesine, Rusya’nın şurasından burasından toplayıp getirdikleri Ermenileri de yerleştirmeye başladılar. Ben, çeşitli vesilelerle Azerbaycan’a on defa gidip geldim. Bakü’den dedelerimin memleketi olan AĞDAM‘a gidebilmek AĞDAM’ı görebilmek için Moskova tarafından üç defa üst üste nasıl engellendiğimi Rus gizli polis teşkilatı olan KGB’nin beni nasıl fişlediğini AZERBAYCAN YÜREĞİMDE BİR ŞAHDAMARDIR isimli kitabımda uzun uzun anlatmıştım. 
Ermeniler yanlarına Rus birliklerini de alarak 26 Şubat 1992 yılında Karabağ bölgesine saldırdılar. Azerbaycan topraklarının %20’sini işgal ettiler. Hocalı şehrinde binden fazla kardeşimizi katlettiler. Binden fazla kardeşimiz de kayıptır. Ve Ermeniler Karabağ bölgesinden bir milyon kişinin yerlerinden yurtlarından kaçarak Bakü’ye sığınmalarına sebep oldular. Azerbaycan Türkçesinde o göçmenlere KAÇGIN deniliyor. Ben, çok büyük bir sefalet içinde bulunan o kaçgınlarla çeşitli vesilelerle oturup konuştum. Ermeni zulmünü bizzat onlardan dinledim. Geçen haftalar içinde resmî belgeleri dikkate alarak 1915 yılında içimizdeki kandırılmış Ermenilerin Doğu ve Güneydoğu’daki dehşetli katliamlarını bu sütunda dikkatinize sunmuştum. Doğu ve Güneydoğu illerimizdeki valilerden devrin İçişleri Bakanı Talât Paşa’ya gönderdikleri belgelerden anlaşılıyor ki dünya milletleri arasında en vahşiyane, ama en vahşiyane katliamları Ermeniler yapıyorlar. Mesela Ermeni militanlar, düşmanlarını sadece öldürmekle kalmıyorlar, öldürmeden önce ve sonra o kişinin gözlerini oyuyorlar derisini soyuyorlar, yanlarına cepler açıp ellerini o ceplerin içine sokuyorlar, kapılara çiviliyorlar, ciğerlerini çıkarıyorlar, cinsiyet uzuvlarını kesiyorlar, çocukları annelerin gözleri önünde kızartıp etlerini yediriyorlar, insanları diri diri kuyulara gömüyor sulara atıyorlar. Çocukları da aynı vahşiyane usullerle katlediyorlar. 
Türkiyemizde Doğu ve Güneydoğumuzda 1915 yılında şahit olduğumuz ve devlet arşivlerimizden okuduğumuz bu çok vahşiyane cinayetler, 1992 yılında Hocalı’da da görüldü. Erivan Ermenileri Türkiye’deki 1915 katliamlarına benzer bir vahşetle Hocalı’da çocukları, kızları, kadınları, ak sakallı kişileri canavarca hislerle katlettiler. Şimdi ben merak ediyorum. Ahmakça, aptalca bir zihniyetle, bin kere, milyon kere lanetlediğim bir idraksizlikle Hırant Dink öldürüldüğünde, kırk bin kişi meydanlara dökülerek; “Hepimiz Ermeniyiz! Hepimiz Hırant Dink’iz!” diye haykırmışlar dövünmüşlerdi. Yarın İstanbul’da Taksim Meydanında Hocalı Soykırımını telin mitingine acaba o kırk bin Ermenicimizden dört kişi olsun katılacaklar mı? Hepimiz Türk’üz diyecekler mi? 


Bu yazı 414 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,845 µs