En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
1 Ağustos 2011

Antep Ağası Necdet Sevinç



Babamı, 1952 yılında, Gaziantep’e tayin etmişlerdi. Lisenin 2. sınıfını orada okumuştum. 1944 doğumlu Necdet Sevinç de, o yıllarda, Gaziantep ilkokullarının herhalde birinci sınıfında olmalıydı.
1953 yılında, tayinimiz Malatya’ya çıktı. 1960 yılında, Ankara Hukuk Fakültesinden mezun oldum.
Necdet Sevinç’in de 1960 yılında lisedeki kaydını sildiler. Sebep, eğitim sistemimizin ve bazı aydınlarımızın yüz karasıdır: Felsefe öğretmenleri ateist bir adamdı. Dinsizliğini, Allahsızlığını sınıfındaki öğrencilerine de bulaştırmak istiyordu. Necdet Sevinç, öğretmenin bu tavrına şiddetle itiraz etti: “Allah vardır! Burada böyle konuşamazsınız!” dedi. Konu disiplin kuruluna intikâl edince, Necdet Sevinç’i okuldan uzaklaştırdılar. Çok okuyan, araştıran, inceleyen çok zeki bir öğrenciydi. Ama ailesi, onu, başka bir şehirde okutmak imkânına sahip değildi. Beş-on yıl içinde kendisini çok iyi geliştirdi. Birkaç üniversite mezununu değil, beş-on üniversite mezununu cebinden çıkaracak bir seviyeye ulaştı. Sonra da güzel kalemine, bir sütun bulmak için, kalkıp İstanbul’a geldi. Onun İstanbul’da olduğu yıllarda, ben Ankara’daydım. Aramızda on yıl gibi koskoca bir yaş farkı vardı. Ama yazılarını okuduğum, kitaplarını elime aldığım zaman gördüm ki Necdet Sevinç, yaşça benden küçük olmasına rağmen, başça benden büyüktür. Kalemiyle, fikriyatıyla, cesaretiyle ve Türk milliyetçiliğine yaptığı hizmetlerle, beni çok gerilerde bırakmıştır. Ona imrenmeye başladım. Ve ondan hep: ANTEP AĞASI diye bahsettim. Önce gıyabında ANTEP AĞASI dedim; sonra yüzüne karşı. AĞA, bizim yaşayışımızda efendi adam, cömert adam, merhametli, asaletli adam, kendisine gelenlere kol-kanat geren adam demektir. Şimdi birtakım kimselerin ağzında, bir Yahudi cimriliğiyle ABİ kelimesinin aslı, AĞABEY‘dir. Ve AĞABEY ne kadar güzel bir kelimedir. Bizim Türkiyeli komünistler, şahsî servetleriyle 5-10 AĞA satın alacak güçte oldukları halde, AĞAlarımıza, AĞABEYlerimize saldırıp duruyorlar. Necdet Sevinç, hem bizim ağalarımızdandır hem de ağabeylerimizden!
Benim ANTEPLİ ŞAHİN isimli bir şiirim var. O şiirim Gaziantep’te de çok bilinir, çok okunur. Şimdi Gaziantep vilayet binasının hemen girişinde, tavanla taban arasındaki duvar üzerinde ANTEPLİ ŞAHİN şiirim yazılı. Güzelim Gaziantep oyunları, o şiirim okunduktan sonra başlıyor. Gaziantep Belediyesi, o şiir dolayısıyla bana fahri hemşehrilik beratı lütfetti. Ben Antepli Şahin şiirimi ağlaya ağlaya yazdım. Antep savunmasında Şahin Bey elbette büyük kahraman! Ama bana sorarsanız, sadece G.Antep için değil, bütün Türkiye için, Necdet Sevinç, Antepli Şahin Beyden, Vallahi de, Billahi de, Tallahi de daha büyük bir kahramandır! G.Antep Belediyesi, bir caddeye onun ismini vermeli, şehirde onun ismiyle açılan bir lisemiz olmalı ve Gaziantep üniversitesi, en büyük konferans salonunun kapısına NECDET SEVİNÇ ismini yazdırmalı. Bir İngiliz yazarının dediği gibi: “Milletler, kahramanlarıyla yaşarlar!”
Ah, bir büyük divan sazımın bir güzel teli daha koptu! Neyliyeyim şimdi ben?

MHP’nin Necdet Sevinç’e vefa borcu vardır! 
 
Beş-on kalem, Necdet Sevinç ardından güzel yazılar yazdılar: “Kalemini kılıç gibi kullandı. Cesur adamdı. Er kişiydi. Devletimize, milletimize, ordumuza yürekten bağlıydı. Türkiye üzerinde oynanan büyük oyunları ortaya koyduğu için kurşunlandı. Vatanperver kişiliğine tahammül edemeyenler, onu öldürmek istediler. Yıllarca hapis yattı. Yıllarca sürgün cezalarına çarptırıldı. Fakat o, hapislerden, sürgünlerden yılmadı. Eksilmeyen bir cesaretle yazmaya devam etti...”
Yazılanların hepsi doğru. Yazılanlar çok az bile... Uyuşturucu kullandığı için ölen veya intihar eden 19 yaşındaki İngiliz şarkıcı Amy üzerine bizim basınımızda yer alan fotoğraflar ve ağıtlar, kalemini kırk yıldan beri cesaret ve faziletle kullanan Necdet Sevinç için yazılanlardan kırk misli daha fazladır.
Devlet Bahçeli ve yardımcıları, bazı MHP milletvekilleri, Ankara’dan İstanbul’a gelerek Sevinç’in tabutunu omuzladılar. Bu davranışlar elbette doğru, güzel ve asil davranışlardır ama kat’iyyen yeterli değildir. Atatürk’ün milyon kere milyon çok doğru bir tesbiti ve ikazı var. Diyor ki: “Şurası unutulmamalıdır ki, çocuklarımızın görecekleri tahsil derecesi ne olursa olsun -ilk, orta, lise, üniversite- en evvel ve her şeyden evvel, onlara millî benliğimize düşman olan cereyanlarla mücadele gücü verilmelidir. Kendi nesillerini, bu silahlarla donatmayan milletler, başka milletlerin şikârı -avı- olurlar!”
Necdet Sevinç, bütün ömrü boyunca, millî varlığımıza düşman olan cereyanlarla mücadele etti ve gençliğimizi, halkımızı kalemiyle aydınlatmaya çalıştı. Yayınlanmış 18 kitabı, hep millî varlığımızı güçlendirmek içindir:
1- Ajan okulları, 2- Ülkücüye Notlar, 3- Yazarını Kurşunlatan Yazılar, 4- Ordular, Masonlar, Komünistler 5- Sanık Yazılar, 6- Tutanak, 7- Ferman, 8- Duruşmalar, 9- İstiklâl Harbinde Etnik İhanet, 10- Tehcir-Ermeni İddiaları ve Gerçekler, 11- Pontus’la Hesaplaşma, 12- Acının Tadı, 13- Osmanlı’nın Yükselişi ve Çöküşü, 14- Osmanlı’dan Günümüze Misyoner Faaliyetleri, 15- İstiklâlin Bedeli, 16- Osmanlılarda Sosyo-Ekonomik Baskı, 17- Gaziantep’te Türk Boyları, 18- Türklerde Kadın ve Aile.
Bu kitaplar, aynı zamanda MHP fikriyatına uygun eserlerdir. Benim de yayımlanmış 20 kitabım olduğu için tecrübelerime dayanarak iddia ediyorum: Devlet Bahçeli’nin bir-iki cümlesi, gençliğimiz ve milletimiz için çok büyük faydalar, güzellikler sağlayabilir: Necdet Sevinç’in bu önemli kitapları, dört veya beş grupta, her birinden onar bin adet bastırılır. Baskı giderleri için (parti bütçesinden) veya başka bir kaynaktan mesela (A) TL harcanır. Sonra bu kitaplar forma sayısına göre 7 veya 10 TL karşılığında bütün parti teşkilatına ve Ülkü Ocaklarına tavsiye edilir. (A+B) miktarında bir gelir sağlanır. Baskı masrafı olan (A) TL çıktıktan sonra hem Necdet Sevinç’in eşine ve çocuklarına 500.000 TL uzatılır hem de bütün teşkilatlarda, bu kitaplar üzerine seminerler düzenlendiği takdirde zımba gibi bir teşkilatla 2015 seçimlerine girilir ve o Ülkü Ocakları, o MHP Teşkilatları da MHP’yi iktidar yapar. Görelim Mevlâ neyler?

 

Not: Yazarın Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan 30-31 Temmuz 2011 tarihli yazıları burada birleştirilmiştir.



Bu yazı 1,585 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,092 µs