En Sıcak Konular

Ahmet Kabaklı
Şeyhül Muharririn Unutulmayan Yazılar
Ahmet Kabaklı
27 Temmuz 2011

Hem suçlu hem güçlü (ABD’yi uyarmak)



Bir gece, 25’ten fazla Aydınlar Ocağı mensubu dostumla, Amerikan Temsilciler Meclisi’nin, tarihi ve dünyayı hiçe sayan küstahlığını nasıl etkisiz kılarız diye konuştuk. Kendine sömürgecilik, haksızlık ve propaganda ile “Büyük Devletler” (Düvel-i Muazzama) dedirten Batılılar bu adaletsizlik, yalancılık ve kudurganlıklarını 19. ve 20. asırlarda olduğu gibi acaba 21. ve 22. asırlarda da devam ettirecekler mi? Büyük Allah, yine Osmanlılar’ın ruhunu çiğneyen o hilekârları mı, yoksa soyup ezdikleri mazlûmları mı güldürecek?
“Ermeni katliamını bırakın...” 19. yüzyıla kadar dünyanın baş pehlivanı olan Osmanlı’nın geçmişinde toplu zulmün adı bile yoktur. Hattâ tarih boyunca bizimkiler korudukları halkları, hür yaşatmanın biricik örneği olmuşlardır. Kendisi sefalet ve zahmet çekerken “başka ırk ve din mensuplarını başları üstünde Karun gibi zengin” yaşatmışlardır.
Peki, bu işin iç yüzünü pekâlâ bilen Amerika, üstelik demokrasinin şeref töreni olan seçim günlerinde üç kuruş menfaat için kendisine en büyük dostluğu göstermiş bir Türkiye’yi neden iğrenç zulüm makasına alıyor?
Bunlar acaba hem Ermeni seçmenlerden oy almak, hem de Hıristiyanlığın mutlak zaferini sağlamak için midir? Nitekim tâ 1878 Berlin Antlaşması’nda daha Soykırım’ın adı bile yokken Ermeni dindaşlarına, Türkiye’nin altı ilini (Trabzon limanı ve Oğuz beldesi Harput da dahil) Ermeni Taşnaklarına vadetmişler. Temsilciler Meclisi lafazanları bu Soykırım Safsataları ile onlara “Vilâyât-i sitte” denilen altı ilimizin kapısını açmayı tâ o zamanlar vadetmişlerdir.
Güçlü ordumuza güvenerek: “Gelsinler de alsınlar bakalım!” diyebiliriz elbette. Ama dünyada herşeyin silahla değil, diplomasiyle diyalog sayesinde kazanıldığını da elbette bilmeliyiz.
Yoksa her kurtuluşu İstiklâl Savaşımızda olduğu gibi Mehmetçik’imizin iman dolu göğsüne bırakamayız. Gâvuru denize döktükten sonra, Lozan’da yaptığımız gibi milleti yine yabancı düşmanların keyfine terkedemeyiz.
“Yurtta barış cihanda barış” lâfını işimize geldiği üzere, dünyanın menfaat çarşısı ve kurtların koyun pazarı haline getiremeyiz.
Aziz milletimizin kültür bilgi ve siyaset ustaları, hariciyecileri, üniversiteleri, neden hep “yumurtanın kapıya gelmesini” bekliyorlar?
Milletimizi bin türlü yolsuzluk ve hilelerle aç, yoksul bırakan sözde nüfuzlu okumuşlar, bilmem ki neden, elin iktisat kazıklarına ve siyaset oyunlarına kurban kesilirler. Ülkemizin yüzde yirmi zenginlerinin bir kısmı ABD’li milyarderlerden daha şatafatlı yaşarlar da soydukları milletin, maddi ve manevi dertlerine neden kulak asmazlar?
Bütün aklı erenlere soruyorum: Meselâ haberleşme imkânı çağımızda dünyayı tutmuştur. İnternet’ler e-mailler ülkelerin okumuş ve yetkililerini kapı komşusu haline getirmiştir. Buna rağmen o faydalı araçları kullanarak kasıtlı politikacıları neden uyartmıyoruz? Amerikan Temsilcilerinin hepsini teker teker e-mail ve mektuplarla insafa getirmek çok mu zor? Bilmeyerek Türk düşmanı olanları ayıplayıp utandırmalıyız. İngilizce’ye boğulmuş reklamlarla bizi bunaltan taklit hastaları acaba, İngilizce alfabeyi nasıl söktüklerini bir de ABD Parlamenterlerine gösterip âferin alsalar olmaz mı?
Meselâ dostum İlhan Bardakçı’nın Almanya’da yayımlanan “Katillerin Yargıçlık Belgeleri” adlı yazısında anlattığı Amerikan, Fransız ve İngilizler’in korkunç soykırım belgelerini internetlere yansıtıp onları gösterseler ne olur? Amerikalılar 50 yıl önce Japonlar’a uyguladıkları Soykırım belgeleri, ABD Temsilcilerine hatırlatılsa fena mı olur? Bu sayede belki de üç binli yıllarda daha şerefli Amerikan vatandaşları yetişmesini sağlarız. ABD’nin sürgün ve soykırım vesikaları işte:
“1941 senesi 6 Aralık günü Japonlar Amerika’yı Pearl Harbour baskını ile vururlar. Amerika savaş ilân eder. O tarihten 120 sene evvel Amerika’ya gelip yerleşen ve ABD vatandaşı olan 205 bin Japon asıllı vardır. 6 Nisan 1941 günü Başkan Roosevelt’in imzaladığı bir kararname ile Pasifik Sahili’nde oturan Japonlar uzak çöl bölgelerine sürülür. Ne iş güç, ne ev bark. Amerika bunları ancak 1998’de affederek geldikleri yere dönmelerine izin verir.
Bundan tam 508 sene evvel ise yine katliam: (12 ekim 1492’de) Kristof Kolomb, Hindistan sanarak Amerika’yı keşfetmiştir. Bahama’larda karaya çıkan bu Kolomb korkunç zalimdir. Amerika’ya dört seferinde 25 bin yerli insanı öldürür Amerika’da o zaman 7,5 milyon Kızılderili yaşıyor. Amerika bunların 4,5 milyonunu birkaç yılda katleder. İspanyollar ve Portekizliler de geri kalanını temizlerler...
Sözde medeni dünya her zaman böyledir. Rabbim! insanlığa ve senin emirlerine aykırı davranan kâfir kullarının dünyayı mahvetmelerine fırsat verme.

 

10 Ekim 2000- Türkiye Gazetesi



Bu yazı 1,256 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Mart 2019 İslamofobi, Terör ve Türkiye
    • 27 Temmuz 2011 Hem suçlu hem güçlü (ABD’yi uyarmak)
    • 5 Mart 2011 Üç hayalperest millet
    • 22 Aralık 2010 Soykırımda dünya birincisi Amerika
    • 9 Kasım 2010 Gösterişsiz Allah adamı
    • 4 Kasım 2010 Ömer Öztürkmen’den selam
    • 20 Haziran 2008 Damda Deve Aranır mı?
    • 3 Nisan 2008 Dünden Bugüne Milliyetçilik
    • 29 Şubat 2008 Atatürk'ü Atatürkçü'lerden kurtarmak
    • 23 Eylül 2007 Atatürk'ün Gerçeğini Bulmak
    • 29 Şubat 2000 Sömürgeci Batı’nın Türk-İslam Düşmanlığı
    • 1 Ocak 1990 IRTICA...

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,174 µs