En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
20 Şubat 2011

Adlarımız



Şair dostum Aydil Erol, ADLARIMIZ isimli önemli eserinin 4. baskısını da masamın üzerine koydu.
Kitabın birinci baskısı, 1989 yılında yapılmıştı ve üç binden fazla isimle ortaya çıkmıştı.
İkinci baskısı 1991 yılında beş bin isimle boy göstermişti. 1996 tarihli üçüncü baskısında yedi bin beş yüz adımız vardı. 2010 tarihli dördüncü baskısı, bütün Türk dünyasında kullanılanlar on yedi bin beş yüz otuz dokuz adımızla gülümsüyor. Biz, Türk milleti olarak 950 yılında Müslüman olduk. Tabii olarak, Müslümanlıkla birlikte, Arapça asıllı isimleri de aldık. Ama Müslümanlıkla şereflendikten sonra, eski isimlerimizi de kullanmaya devam ettik. Bu bakımdan ADLARIMIZ kitabında, hem Türkçe asıllı isimlerimiz, hem de Arapça, Farsça, İbranice, Moğolca, Yunanca, Süryanice, İngilizce, İtalyanca dillerinden doğan adlarımız var. 17.539 ismin sadece 9.314’ü Türkçedir.
Mesela: Ceren, Cebe, Giray Moğolca’dan, Cebrail, Danyal, Eyüp, Hâbîl, Kâbil, Hârun, Havva... İbranice’den, Efendi, Efes, Eflâtun, Hülya, fındık... Yunanca’dan, fora, Fulya, gönder, pırlanta... İtalyanca’dan, eylül ise Süryanice’den dilimize girdi.
Biz, yeryüzünde büyük devletler, büyük imparatorluklar kuran bir milletiz. Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim: Kurduğumuz devletlerin sayısı 117’dir ve o devletlerin en uzun ömürlüsü, en muhteşemi Osmanlı İmparatorluğudur. Cumhuriyetimizi kuranlar ve yaşatanlar, Osmanlı’nın son paşaları, son münevverleridirler. O bakımdan, bizim dilimiz imparatorluk dilidir. Nihat Sami Banarlı‘nın ifadesiyle: “Her milletin dili, imparatorluk dili olamaz. Çünkü her millet imparatorluk kuramaz” Ârif Nihat Asya üstadım, bir şiirinde diyor ki:
“Ben ki; ateşle konuşurdum
Selle konuşurdum
Tuna’yla, İtil’le, Nil’le
konuşurdum
Sangaryos’u Sakarya yapan
İkonyum’u Konya yapan dille
konuşurdum”
Şimdi Türkiye’mizde Sakarya’yı yeniden Sangaryos, Konya’yı yeniden İkonyum, Anadolu’yu yeniden Anatolia... haline getirmek isteyenler var. Vay o gafillere!
Büyük şehirlerimizde işyerlerimizin ve mağazalarımızın kapılarında, İngilizce, Fransızca, Lâtince... kelimeler her gün biraz daha çoğalıyor. Türkiye’de çıkan yüz dergiden yetmişinin ismi Türkçe değil. Artık, at yarışlarında koşan atlarımızın isimleri bile İngilizce, Fransızca, İtalyanca! Neden? Niçin acaba? Türkiye bir sömürge devleti midir? Bu köksüzlüğün, bu aşağılık ruhunun önüne geçmek için.
Devletimiz, Fransa’da olduğu gibi bir kanun çıkarmalı ve o kanunun birinci maddesi mutlaka şöyle olmalı: “Türkiye’de yabancı isimlerle işyeri açılamaz, dergi, gazete çıkarılamaz.”
Aydil Erol, çok zor, çok önemli, çok faydalı bir iş başarmış.
Daha önceleri Murat Uraz‘ın küçük bir çalışması olmuştu. Sonra 1997 yılında, Erk Yurtsever 2.700 Türkçe ismi: TÜRKÇE ADLAR DERLEMESİ başlığıyla bir araya getirmişti. Şimdi Aydil Erol, 17.539 adımızla karşımıza çıkıyor.
Çocuklarına güzel isimler koymak isteyen analarımız, babalarımız, iş yerlerimizi Türkçe isimlerle süslemek isteyen iş adamlarımız ve yeni sokaklarımıza, caddelerimize, meydanlarımıza Türkçe levhalar asmak isteyen idarecilerimiz, Aydil Erol’un o güzelim ADLARIMIZ kitabına bakmalıdırlar.


Bu yazı 401 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,610 µs