En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
30 Ocak 2011

Türk Cumhuriyetleri arasında dil ve alfabe birliği



9. Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel’in bir basın toplantısında söyledikleri hep aklımda: Demişti ki:
-Özbekistan Cumhurbaşkanı İslâm Kerimov’a, Özbekistan’ın serbest piyasa ekonomisi içerisinde nasıl kalkınacağını anlatıyordum. Beni dikkatle dinliyor, cümlelerimi: Togri! Togri! Togri! diye tasdik ediyordu. Çok heyecanlandım. Anladım ki, bizim kullandığımız doğru kelimesinin aslı togridir. Bu kelime, Türkistan’dan Anadolu’ya geldiğinde doğru şeklini almıştır.
Bir husus daha dikkatimi çekti: Gitmiş olduğum her Türk Cumhuriyetinde gördüm ki, bizim bıraktığımız, terk ettiğimiz kelimeler, bir zamanlar Türk dünyasının ortak kelimeleri imiş!”
Bu çok önemli bir konudur ve aynı zamanda, bütün fikir, sanat, siyaset adamlarımızın, üzerinde dikkatle durmaları gereken çok doğru bir tesbittir. Ben de Türk cumhuriyetlerine on defa gidip gelen ve o cumhuriyetler üzerine yüz bir TV programı hazırlayıp sunan bir kimse olarak bütün Türk dünyası üzerinde oynanan oyunlara dikkat çekmek istemiştim.
Birileri, Türkiye ile bütün Türk cumhuriyetleri arasındaki kültür birliğini ortadan kaldırmak için, çok ciddi gayretler içinde. Bazı devletler, Türk dünyasının dil ve alfabe birliğini bozmak için ciddi planlar uyguluyor. Çünkü alfabe ve dil, milletlerin hayatında çok mühim. Örnek mi istiyorsunuz? Mesela, 1926 yılına kadar, bütün Türk dünyası bir tek alfabe ile okuyup yazıyordu. Moskova bu alfabe birliğini yok etmek için çok sinsi planlar uyguladı. Türkiye’ye birtakım adamlar yolladı. Moskova tarafından gelenler, bizim idarecilerimize telkin etmek istediler ki: “Bu eski harfler çok zordu. Daha kolay harflerle eğitim seferberliğine başlamak lâzımdır. Bunun için, Türkiye’nin Lâtin alfabesine geçmesi çok faydalı olacaktır!..”
Bizim idarecilerimiz, Moskova’nın bu dolaylı teklifini kabul etmediler. Biz alfabe değişikliğine gitmeyince, Ruslar, kendi imparatorluklarında bulunan Türklerin alfabelerini ortadan kaldırdılar. Onları Lâtin alfabesine geçirdiler. Burada dikkat edilecek bir husus var: Ruslar, hakimiyetleri altında bulunan Yahudilerin, Ermenilerin, Gürcülerin alfabelerine kat’iyyen dokunmadılar. 1926 yılında, Türk topluluklarıyla Türkiye arasındaki alfabe birliği kalkmış oldu. Moskova, masraflı olmasına rağmen bu durumdan çok memnundu. Ama iki yıl sonra, biz de Latin alfabesine geçtik. Sovyetlerdeki Türklerle aramızda, alfabe birliği yeniden kurulunca, Moskova, Türk toplulukları üzerinde yeni bir uygulamaya girişti; onları Latin alfabesinden alarak Kiril alfabesine götürdü. Neden acaba? Neden acaba?..
Değişiklik sadece alfabede kalmadı: Şimdi hiçbir Türk cumhuriyetinde: Özgürlük, koşul, gereksinim, önlem, örneğin, gökçe, yazın, yır, dize, doğa, okul, öğretmen, saptamak, neden... gibi kelimeler yoktur. Türk cumhuriyetlerinin Türkçelerinde sel-sal ekleri de kat’iyyen kullanılmamaktadır.
Örnekleri çoğaltmak istemiyorum. Süleyman Nazif’in ifadesiyle: “Türkçe milletimizin iskeleti” ise iktisadi beraberlikler yanında dil beraberliğini de dikkate almak mecburiyetindeyiz.


 



Bu yazı 1,111 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,656 µs