En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
24 Ocak 2011

Namık Kemal Zeybek



Namık Kemal Zeybek, Demokrat Parti Genel Başkanlığına seçildi. Mevcut adaylar içerisinde, genel başkanlık makamına en lâyık olanı o idi. Bu bakımdan neticeye sevindim.
Namık Kemal Zeybek’in DP Genel Başkanlığına seçilmesinden hemen sonra Mesut Yılmaz da partiden istifa etti. Bu istifanın altında Mesut Yılmaz’ın kibir dağları uzuyor. Mesut Yılmaz, tek cümleyle olsun istifa gerekçesini açıklamadı. Ama ben inanıyorum ki, istifa sabahı aynaya bakarken içindeki kibirli ses, yüzüne şöyle fısıldadı:
-Sen, hem başbakanlık, hem de genel başkanlık koltuğunda oturan adamsın. Dün senin emrinde olan bir kişinin bugün nasıl olur da karşısında el bağlarsın? İstifa et!
Mesut Yılmaz aklıyla değil, kibriyle karar vererek DP milletvekilliğinden ayrıldı.
Siyasetin okulu yoktur. Siyasetin fakültesi TBMM’dir. Siyaset daha çok orada öğrenilir.
Ben iddia ediyorum ki, Mesut Yılmaz da, Anavatan milletvekili seçilip Meclise girdiğinde, Namık Kemal Zeybek’in bugünkü tecrübesinin ve bilgisinin üçte biri kadar tecrübesi ve bilgisi yoktu.
Peki ya Tansu Çiller? Başbakanlık koltuğuna oturduğunda, daha önce acaba kaç dakika başbakanımız olmuştu?
İmparatorluk devrimizde, cuma namazlarından çıkan padişahlarımıza halkımızın neden hep bir ağızdan:
-Gururlanma padişahım! Senden büyük Allah var! diye bağırdığı, bu cumhuriyet devrinde, daha iyi anlaşılıyor.
Keşke bugün biz de, eski ve yeni Cumhurbaşkanlarımıza, başbakanlarımıza... gururlanmanın, kibirlenmenin beş paralık bir değeri olmadığını zaman zaman hatırlatabilseydik.
Namık Kemal Zeybek’le aynı fakülteden mezunuz. Aynı ocaktan feyiz aldık: Ankara Türk Ocağından.
12 Eylül 1980 darbesinden önce o, Gümrük ve Tekel Bakanlığı müsteşarıydı. Ben de Kültür Bakanlığında müsteşar yardımcısıydım.
12 Eylül darbecileri ikimizi de bulunduğumuz mevkilerden çekip aldı. O, devletini, milletini, vatanını, ordusunu ve bütün mukaddeslerimizi aşk derecesinde sevdiği için bir süre, büyük zulüm gördü. Cezaevinde kaldı. Sonra suçsuz olduğuna karar verilince, siyasete atıldı. Anavatan Partisinden önce milletvekili seçildi. 1989-1991 yılları arasında onunla aynı bakanlıkta bulunduk. O, Kültür Bakanımızdı, ben geri hizmete çekilmiş bakanlık müşaviriydim. Bana hiçbir vazife vermedi. Bakanlığı esnasında, kendisiyle galiba üç defa yüz yüze ayaküstü görüştük.
Ama Bakanlık koltuğuna Fikri Durmuş Sağlar gelince, devrimci (!) ve ilerici (!) bakan, beni derhal Batman’a sürdü. Fikri Durmuş aleyhine gazetelerde çok, ama çok sert yazılar yazdım. Araya Durmuş’un yeni müşaviri Prof. Anıl Çeçen girdi:
-Siz, Namık Kemal Zeybek’in, bakanlıkta sağ koluydunuz. Batman’a gönderilmenizin sebebi budur! dedi. Kahkahalarla güldüm:
-Ben, Namık Kemal Zeybek’in, sağ ayağının serçe parmağı bile değildim. Bunu nereden çıkarıyorsunuz? dedim.
-Biz öyle biliyoruz! diye geçiştirdi.
Fikri Sağlar’ın bakanlığı zamanında hem maddî, hem de manevî bakımdan çok büyük kayıplarım oldu. Ama Namık Kemal Zeybek Bakanlıktan ayrıldığı zaman ben: Cumhuriyet devrimizin en iyi kültür bakanı odur başlıklı bir yazı yazdım. Şimdi de onun siyaset dünyamıza bir ciddiyet, bir güzellik getireceğine inanıyorum.


Bu yazı 909 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,523 µs