En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
3 Ocak 2011

2010 yılının en büyük dil sürçmesi



Bana: “2010 yılının en büyük dil sürçmesi nedir ve kime aittir?” diye sorarsanız, hiç tereddüt etmeden derim ki: Prof. Dr. Orhan Kavuncu’nun bir TV programında söylediği cümledir: Benim aziz dostlarımdan Orhan Kavuncu, katıldığı bir TV programında karşılarında oturduğu iki inkârcı kişiye cevap verirken dedi ki: “Türk, bir ırkın, bir kavmin adı değildir. Türk, bir medeniyetin adıdır!”
Sevgili Kavuncu’dan böyle bir cümle dinlemek, beni çok, hem de çok şaşırttı. Çünkü kendisi, kayıtsız-şartsız Özbek Türklerindendir. Ailesi, önce Rus Çarlığı’nın, daha sonra Sovyet İmparatorluğu’nun Türkistan Türklerine uyguladığı büyük baskılar ve zulümler yüzünden Türkiye’ye göç etmek mecburiyetinde kalmıştı. Sonra Orhan Kavuncu, bir ilim adamıdır. Dünyanın en büyük, devletlerinden, imparatorluklarından birkaçını kuran Türk soyunu nasıl inkâr edebilir? Son yıllarda, âdeta moda haline gelen bir fikre nasıl kayabilir? TV programı bittikten sonra, beni telefonla arayan arkadaşlarım oldu. Onlar da derin bir üzüntü ve şaşkınlık içinde olduklarını söylediler: “Bir insan hem Özbek hem de Türk Ocakları Genel Sekreteri olacak, sonra da kalkıp Türk bir ırkın değil, bir medeniyetin adıdır diyecekse, bu bize ölüm fermanıdır!” dediler. Bu büyük yanlışı düzeltmezsem, benim de aynı vebâli yükleneceğimi söylediler.
Orhan Kavuncu kardeşimi telefonla aradım. Bana verdiği cevapta samimi olduğuna inanıyorum. Dedi ki: “O TV programında konuşurken, tamamen bir dil sürçmesi oldu. Yani ben demek istedim ki, 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra, Anadolu’ya yerleşen soyumuz, bizden önce bu topraklarda yaşayan kavimlerle, aynı zamanda bir Türk medeniyeti de kurdu. Bu Türk medeniyetinde çeşitli kavimler insanca yaşadılar.” Niyetim bu fikri ortaya koymaktı. Fakat maalesef bir dil sürçmesi, yani bir dil kayması oldu. O cümleden sonra, bu fikrimi daha açık bir şekilde ifade ettim ama, sonradan öğrendim ki, TV reklâmlara girdiği için benim yeni açıklamalarım yayın dışında kalmış!”
Genç nesiller için yazıyorum; dilimizde kullanılan “ayak sürçmesi” ayağın kayması, “dil sürçmesi” konuşma esnasında bir yanlış cümle dolayısıyle söylenir.
Ben de kabul ediyorum ki, Prof. Orhan Kavuncu, TV kameraları karşısında konuşurken, bir fikri yanlış ifade etmiş, doğru kelimeler kullanmakta hataya düşmüştür. Bir topluluk önünde irticalen beş dakika olsun konuşamayanlar, bir radyo ve TV programına katılmayanlar, dil sürçmesinin ne menem bir belâ olduğunu bilemezler.
Bu münasebetle bir kere daha diyorum ki: “Yabancı tarihçilerin de belirttiği gibi, dünya tarihi Türk soyuyla, Türk tarihiyle, Türk medeniyetiyle daha çok güzelleşmiş, zenginleşmiştir. Biz, dünyanın en büyük, en asil kavimlerinden biriyiz. Dünden bugüne Türk milleti olarak 38 devlet kurduk. Ayrıca 32 beyliğin, 17 hanlığın, 16 imparatorluğun, 10 cumhuriyetin, 4 atabeyliğin altında bizim mübarek mührümüz var. Dünyanın en büyük, en şanlı, en uzun ömürlü imparatorluklarından biri olan Devlet-i aliyye, Tarihçi Yılmaz Öztuna’nın tespitiyle 322 yıl lider devlet olarak hükümran oldu. Hangi millet 117 devlet kurmuştur? Hangi devlet karşısında dünya milletleri 322 yıl saygıyla eğilmişlerdir.
Biliyorum, biliyorum, biliyorum: Şimdi Türkiye’de birtakım zavallı insanlar, Türk soyundan, Türk devletinden, Türk dilinden, Türk bayrağından rahatsız oluyorlar. Bu bir seciye bozukluğudur: Su boğar, ateş yakar, akrep sokar ve meyveli ağaç taşlanır. Siz hiç söğüt ağacına çıkıldığını, kavak ağacının taşlandığını gördünüz mü?
Bindikleri dalı kesenler, cahiller, gafiller, hainler... Sadece Türkiye’de yaşamıyorlar.

 



Bu yazı 1,610 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,137 µs