En Sıcak Konular

Prof.Dr.Mustafa Erkal-Aydınlar Ocağı Genel Başkanı
Konuk Yazar-Aydınlarocagı.org
Prof.Dr.Mustafa Erkal-Aydınlar Ocağı Genel Başkanı
4 Nisan 2010

Siyaset örtülü iktisat ve kavramlar



Parayı belirli oranda hemen hemen  herkes sever; çünkü ona muhtaçtır. Ancak, maddeye ve paraya tapan bir insan tipi Türk Kültürüne ve onun manevi dünyasına yabancıdır. Maddi tatmin ile manevi tatmini dengeleyebilmek, her ikisini yerine göre birlikte düşünebilmek idealdir. Sorunlardan uzaklaşabilmenin ve kendi dışımızdaki insanlarla anlamlı işbirliği ve dayanışmaya girebilmemiz, kendimizi basit bir makinenin dişlisi olarak görerek toplumla yabancılaşmamamız ve mutlu olabilmemiz için bunlar gereklidir. Gelir olmadan kimse yaşayamaz; bunun da farkındayız.
Bu böyle olmakla beraber; iktisadi konuları konuşmak, tartışmak beklendiği ölçüde ilgi uyandırmamaktadır. Vatandaşın gözünde dini ve inançla ilgili olumlu veya olumsuz örnekler önem taşır ve onun siyasi tercihini etkiler. Yolsuzluklar ve onun doğurduğu yoksullaşma, gelir dağılımını bozulması, iktisadi kuruluşların  yabancıların eline geçmesi, yabancılara toprak satışı, hayali AB üyeliği yolunda verilen garip tavizler, garip özelleştirmeler, AB önünde aşağılanan ülke konumuna düşüşümüz, iç ve dış borcun doğurabileceği sonuçlar, üretmek yerine ithal etmenin öne çıkışı, cari açığın çok tehlikeli bir şekilde sıcak para ile karşılanma yanlışı, ülkemizdeki iktisadi durgunluk, protesto edilen binlerce çek ve senet, kapanan işyerleri, tütmeyen ocaklar, işsizlik muhakkak ki herkesi ilgilendirmelidir.
Siyaset ve iktisadi hayatın Dünyamızda iç içe girdiği bir dönemi yaşıyoruz. Türkiye siyasi bir ablukaya alınmışsa  ve inisiyatif kullanamaz hale getirilmişse; iktisadi hayat da  bundan tabiî ki etkilenecektir. Ülke yararına alacağınız kararlar da sınırlı hale gelecektir. Ülke yararına alacağınız kararlar, dış çıkarları kısıtlayacağından, sizi rahatlıkla siyasi merkezli bir iktisadi krizle karşı karşıya bırakabilir. Türkiye bugün bu şartları yaşıyor. 
Sanal gelire dayanıp borçlanma ve tüketimi kamçılama küresel anlamda da, milli seviyede de krize sebep olabilmektedir. Gelirlerimiz azalmış ve satın alma gücümüz oldukça düşmüş olsa da; harcamalarımızı kontrol etmek durumundayız. Biz bunları yaparken iktisadi hayati yönlendirenlerin de gerekli tedbirleri dışarıyla çelişse dahi almaları, üretimi ve ihracatı olumsuz etkileyen düşük kur, yüksek  faiz politikasına sığınmamaları gerekmektedir. Ara malı ithalatına dayalı ihracat artışını öne çıkararak kamu oyu yanıltılmamalıdır. Vasıtalı vergileri azaltmak durumundayız. Bütün bu ve benzeri konuları geçenlerde düzenlenen “Türkiye Ekonomisi Nereye götürülüyor” konulu açık oturumda  ele aldık. Gerçekleri gizlemek bir süre mümkün olabilir; ama bu sürekli olamaz.
Asıl üstünde durmak istediğim bir konuya geçmek isterim. Birçok temel kavramla ilgili olarak zihinlerde bir bulanıklık olduğu görülmektedir. Bazen de bu temel kavramlara çok farklı anlamlar yüklenmektedir. Kavramlar kısaca kullanılmaktadır. Milliyetçilik ve ırkçılık birbirine karıştırılmaktadır. Milletleşme ırk tasnifi zannedilmektedir. Etniklik milli kimlikle aynı seviyede düşünülmekte, milli kimlikle etniklik rakip zannedilmektedir. Hümanizmin Batıdaki yorumu ile normal sözlük anlamı birbirine karıştırılmaktadır. Azınlık niteliğine sahip olmayan etnik gruplar azınlık gibi yorumlanmaktadır. Bizde dini azınlıklar söz konusudur. Oysa Sayın Başbakan bile konuşurken azınlıklardan bahsetmektedir. Milli kimliğin kültürel olduğu unutulmakta, kimlik sadece coğrafyaya bağlanmaktadır. Aynı coğrafyayı paylaşmış olmak kültürel kimlik değildir. Kimlikte ortak kültürel paydalar ve mutabakatlar aranır. Bunun farkında olmazsanız; Türkiyeliliği ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını kimlik diye ortaya atarsınız. Bu yanlışlar nedense hep bizde oluyor.

Bu yazı 354 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Mart 2020 Virüslü Genel Manzara
    • 4 Şubat 2020 İstanbul Kanalı Üzerine
    • 1 Ocak 2020 Milli Marşımıza Ve Türkçeye Yapılan Saygısızlık ve Bir Sapıklık Örneği
    • 26 Kasım 2019 Aranan Bir Kayıp: İnsan Hakları
    • 7 Şubat 2019 Türk Dünyasının Bazı Sorunları
    • 9 Ocak 2019 Ümmet Soslu Yeni Türkiye Oyunu
    • 21 Aralık 2015 Türklüğün Gururu Prof.Dr. Aziz Sancar
    • 24 Kasım 2015 Iğdır'da 42. Şura
    • 5 Eylül 2015 Psikolojik Savaş ve İstikrar
    • 14 Temmuz 2015 Koalisyon Mecburiyeti
    • 23 Nisan 2015 Seçim Öncesinin Gündemi
    • 9 Şubat 2015 Başkanlık Sistemi Tuzağı
    • 1 Aralık 2013 1920 Ve 1923 Ruhları
    • 4 Ağustos 2013 İleri Demokraside İlerlerken !
    • 12 Haziran 2013 Kosova ve Balkan Gerçeği
    • 30 Nisan 2013 Çözüm ve Barışın Arka Planı
    • 8 Nisan 2013 Çelişkiler Yumağı
    • 30 Mart 2013 Ters İşleyen Barış Süreci
    • 10 Mart 2013 Türke Karşı Irkçılık
    • 15 Ocak 2013 Teröre Ödül mü Veriliyor?

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    14,073 µs