En Sıcak Konular

Hakverdi Murat Merdamert

Mefkure
Hakverdi Murat Merdamert
2 Nisan 2010

Hemşin'in Türklüğü



"Sevdaya Durmak" diye yola çıkıp,"Yüreğine Sor" ismi ile vizyona giren flimde,Hemşinli bir kızın,gizli hristiyan bir geçle olan aşklarının anlatıldığını ilk duyduğumda "Hemşinli Esma Niye Laz kızı,Esas Oğlan Neden Hristiyan" diye bir yazı yazmış ve Hemşin Dernekleri'ni göreve çağırmıştım.Ben bu filmi seyretmedim.Fakat geçen hafta Yeniçağ Gazetesi yazarı ve hemşehrim Sabahattin Önkibar "Son Pontus Hançeri" başlığıyla bir yazı yazıp,"bu filmde verilmek istenen, 'aslında Karadenizliler Hıristiyandır' mesajı için akıl almayacak tahrifatlar yapılıyor" demesi ve filmin yönetmenini eleştirirken,"olmadı Kurçenli, güya sanat adına Pontus hançerini Karadenizlinin böğrüne sapladın; ayrıca merak ediyorum, bu Yunanlılar sende ne buluyor da habire seni ülkelerinde ağırlıyor? şeklindeki  sözleri öteden beri bildiğimiz bir tezgahın sinema ve festivaller  yolu ile yöre haklına empoze edilmek istendiği gerçeği ile bizi bir kez daha bizi yüz yüze bıraktı.

Bu sebepten yıllar önce kaleme aldığım "Hemşin'in Türklüğü" ile ilgili bir çalışmamı, buraya taşımanın faydalı olacağı kanatindeyim:

HEMŞİN'İN TÜRKLÜĞÜ

Bilinen bir gerçektir ki Batılılar, Anadolu'nun "Türkeli" olmasını asla hazmedemedi.Yaptıkları bir çok Haçlı Seferi'ne rağmen,bu topraklardan söküp atamadıkları Türkleri,başka yollarla yok etmeyi planlayıp yürürlüğe koydular.En çok başvurdukları yol ise,kendilerince belirledikleri etnik yapıdır.Sözüm ona Türkiye 47 etnik unsurdan oluşan mozaikmiş ve Hemşinliler'de bunlardan biriymiş.Buna gülüp geçmek de var ama,bazı gafillerin bu yalana kandıklarını gördükten sonra,Hemşinli bir Türk olarak,üzerimize düşeni,taşıdığımız misyon gereği yapmak mecburiyetinde hissettik.Bu her Hemşinli'nin boynunun borcudur aslında.Zira cennetten bir köşe diye öğündüğümüz Hemşin'i birileri hibe etmedi.Burası aziz atalarımızın bize bıraktığı bir emenettir.Mirasyedi haremzadeler olmamak için bu yalanlarla her ortamda mücadele edilmelidir.Bunun için önce Hemşin'in kimliği iyi öğrenilmelidir.

Eski Türklerle Hemşinliler'in akrabalığını ortaya koyan bazı deliller:

Eski Türklerde zaman mefhumu;

Batılılar 24 saatı anlatırken,"gündüz gece" derler,oysa böyle bir söze başlarken eski Türkler, "gece-gündüz" derlerdi.Hemşinliler de de; "gece-gündüz çalışmak'' der.

Şafak eski Türkçe'de yaygın olarak "gün ağarması"şeklinde anlatılırdı.Hemşinliler de aynı şekilde kullanır.

Kuşluk sözü eski Türkçe'dir.Güneşin doğuşuyla,öğlen arasını (saat 10 Sularını) anlatır.Hemşinliler de bu zaman dilimine "kuşluk vakti" demektedir.

Eski Türkler'de gece uğursuz sayılırdı,Hemşinde de öyle.Gece dışarı çıkmak pek hoş karşılanmaz

"Beri" kelimesi eski Türkçe'dir.Iraklaşmanın tersi olarak yakınlık gösteren bir sözdür.Hemşinliler hala,"gel buraya" demez, "gel beri"der.Hatta kurumuş otları toplamak için yaptıkları ahşap aletin adı da "gelberi"dir.

Eski Türkler'de Güney çok önemliydi ve güneş alan yer demekti.Hemşinliler de böyle yerlere (yüzde yüz Türkçe olan) "Güneli" demektedir.

Eski Türkler'de bıyık,yiğidin namı sayılırdı.Yakın zamana kadar Hemşin'de de öyleydi?

Eski Türkler'de,teğre;etraf,raiare,çevre demekti.Tekerleğin bu kelimeden türetildiği bilinmektedir.Hemşin'de de yuvarlak nesnelere çember değil,tekerlek denmektedir.Mesela yuvarlak kaplara konduğundan daire şeklinde olan peynirden bahsedilirken,"bir tekerlek peynir"denir.

Koşum,koşumlamak,eski Türkçe'dir.Hemşin yaylalarında,"at koşumu"denilen yerler vardır.

Hemşin'de arabaya, "falancanın arbası" denmektedir.Konuşma dilinde, ikinci -a düşmektedir.Eski Türkler,özellikle Altay Türkleri de böyle söylerlerdi.

Gencosman Destanı'nda ve Fuzuli'nin bazı şiirlerinde geçen uşak (küçük erkek çocuk) kelimesini,Hemşinliler hala kullanmaktadır.

Tüşmek ya da düşmek,eski Türkler'de,attan inip gecelemekti.Hemşin'de yayla yolcularının mola verip katırlarının yükünü indirmeye "düşüm","düşüm yapmak" denmektedir.

Eski Türk kaynaklarının yanında,Osmanlı Türkleri'nde de rastladığımız konaklama yeri anlamındaki "konak" Hemşin'de büyük evlere verilen isimdir..Konukta bu kelimeden türetilmiştir.

Eski Türklerde yayla yolu büyük önem arzediyordu.Hemşinliler içinde öyle.Eski Türkler bir yere gitmeye "yola çıkmak" derlerdi.Hemşinliler de öyle der."Yoldan çıkmak" eski bir Türk deyimidir.Bu deyimi Hemşinliler de kullanmaktadırlar.

Eski Türklerin en bariz özelliklerinden birisi de,yaylacı olmaları ve hayvancılıkla uğraşmalarıdır.Bu özelliklerini yerleşik hayata geçtikten sonra köyleri vasıtasıyla devam ettirmişlerdir.Hemşinliler de öyle.

Uygur Çağı resimlerinde,demir işleyen figürler taşlara işlenmişitr.Hemşin'de de yakın  zamana kadar demircilik meşhurdu.

"Doruk"kelimesi eski Türkçe'dir.Bu kelimeyi Hemşinliler de kullanmaktadır.Mesela; "dağın doruğu", "ağacın doruğu"gibi.

"Kaan" ismine eski Türkler "Kağan" derlerdi.Hemşinliler de öyle der.

Eskiden Hemşin'de yeni evlenen çiftler için gerdek odası hazırlanır,süslenirdi.Eski Türkler'de gerdek odasını,konak veya köşke benzetirlerdi.Büyük önem verirlerdi.

Kutatgu Biliğ ve Kaşgarlı Mahmut'ta geçen "ev-bark" deyimi hemşinde de aynen kullanılmaktadır.Orta asya Türkleri koyun ,keçi kıllarından yün örelerdi.Hemşinli neneler de bu işi iyi yapardı.

Eski Türkler,çobana "malcı" derlerdi. Bu işi yapmaya da "malcılık" denirdi.Hemşin'de bu deyim yaygın olarak kullanımaktadır.

Eski Türkler'de,bir taraftan bir tarafa gitmeye"arkur"denirdi.Hemşin'de düz yola "Arkuri yol" denmektedir.

Hemşin'de yaylaya gitmeye ve inmeye "köç zamanı"denirdi.Bu iş toplu halde yapılırdı.Çeşitli eğlenceler düzenlenirdi.Eski Türkler de de bu gelenek ve deyimler mevcut idi.

Hemşin'de "yayla tutkusu" diye bir olgu vardır.Bu tutku bütün Türk boylarında ezelden beri gelen bir haslettir.Atma türkü ve mani söyleme geleneği eski Türkler'de de mevcut idi.

Eski Türkler,"olaki" kelimesini "bolaki" şeklinde söylerdi.Hemşinliler "bolaki"yi aynen korumuşlardır.Yine "bakraç" süt sağılan yoğurt mayalanan bir tür küçük kazandır.Eski Türkler de bu ismi kullanırdı.

Hülâsa,misalleri artırmak mümkün.Dil bir milletin en belirgin karekteridir.İçinde bulunduğu kültürlerden veya çevreden etkileşim gösterse de orjinalini korur.Hemşin'in yer isimlerinin eski halleri elbette Türkçe değildir ama Hemşinliler buraya zaten sonradan geldi.Geldiklerinde buralarda yaşayan Ermeniler de vardı.Bu isimlerin bazıları onlar tarafından konmuştu ve değiştirme ihtiyacı duyulmadı.Ayrıca bütün yer isimleri de Ermenice değildir.Doğal olarak Ermenice'den bazı kelimeler Hemşinli'nin diline geçmiştir.Bugünkü Türkçe'de, Farsça ve Arapça kelimelerin bulunması Türklerin Farslı veya Arap olduklarını göstermeyeceği gibi,Hemşinli'nin dilinde bulunan tek tük Ermenice kelime de Hemşinliler'in Ermeni dönmesi olduğunu kanıtlamaz..Önemli olan Orta Asya'dan getirilen dilin orjinalliğini korumuş olmasıdır.Kürd'ün,Çerkez'in,Arab'ın,Laz'ın,unutmadığı dillerini,sadece Hemşin'de yaşayanların unuttukların söylemek art niyetliliktir.Boşnaklar müslüman oldu ama Türkçe konuşmuyor.Bu Arnavutlar içinde geçerlidir.
Osmanlı hiç bir millet için (İstanbulda yaşayanlar da dahil) uygulamadığı dil asimilasyonunu ne hikmetse Hemşinlilere uygulamış.
Hadi ordan.

 

Faydalanılan Kaynak eser:

Türk Kültür Tarihine Giriş.Prof.Dr. Bahaeddin Öğel.Cilt 1

Sabahatin Önkibar'ın yazısı için tıklayınız:
http://www.mirhaber.com/haber.php?haber_id=32693



Bu yazı 2,214 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 19 Şubat 2019 Göçtü Gitti Ozan Arif -Sagu-
    • 15 Şubat 2019 ''Çağrımız İslam'da Dirilişedir'' ve OZAN ARİF
    • 12 Ocak 2018 Beyin Yetmezliği
    • 1 Eylül 2017 Aldığı Nefese Hükmedemeyen İnsan
    • 3 Ağustos 2016 Milliyetçi Camia'nın Fethullah Gülen'le İmtihanı
    • 30 Temmuz 2016 Çarşı 15 Temmuz Gecesi Niye Sokakta Değildi?
    • 30 Kasım 2015 Otoritenin Sarsılmaz Gücü Saldığı Korkuda Saklıdır
    • 11 Ocak 2015 Talak Suresi 4.Ayeti Aslında Ne Diyor?
    • 11 Eylül 2014 Rantiyecilikten Rantkeşliğe
    • 28 Nisan 2014 Güneş Sabahına Doğmaz Bir daha
    • 22 Ekim 2013 Bu Ülkede Adalet Yok Diyenler Haksız mı?
    • 2 Eylül 2013 Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Türkleri Seviyormuş
    • 25 Temmuz 2013 Hayatı Karayemiş Ağacıyla Anlatmak Anlamak
    • 23 Nisan 2013 Bu Ayaklar Koktu Be Kerry!
    • 8 Ocak 2013 Balyoz Davası' nın Hatırlattığı Fıkra
    • 25 Kasım 2012 Basının Turan Yazgan Hoca'ya Kahreden Duyarsızlığı
    • 6 Kasım 2012 Koray Aydın Kurultayda Taktik Hatadan mı Kaybetti?
    • 29 Ekim 2012 MHP'de Lider Değişimi Elzem mi?
    • 27 Ağustos 2012 Samsun'da Neler Oluyor?
    • 7 Ağustos 2012 Günümüzün Bazı Dini Meselelerine İlahi Hitap

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,884 µs