En Sıcak Konular

Prof.Dr.Ali Bardakoğlu-Diyanet İşleri Başkanı
Konuk Yazar- Diyanet Aylık Dergi
Prof.Dr.Ali Bardakoğlu-Diyanet İşleri Başkanı
20 Mayıs 2009

İç Huzur Arayışı



Bireysel hayatın ve bencilliğin, ekonomik yararın ve görünür maddi ölçütlerin öne çıktığı, hızla gelişen teknolojinin de desteğiyle daha mekanik bir toplum yapısının oluştuğu modern toplumlarda, giderek çevresine ve hatta kendi öz benliğine yabancılaşmış insan tipinin de hızla arttığını görmekteyiz. Sürekli şekilde metaı, düşünceyi ve duyguları tüketmeye yönelik bir hayat döngüsünün ablukası altındaki insan, gelişen iletişim teknolojilerine rağmen daha çok kabuğuna çekilmekte, yalnızlaşan dünyasında kendisini ruhen hırpalanmış ve bedenen yorgun hissetmektedir.

Hayatın baş döndürücü akışı içinde tutunmaya ve yer edinmeye çalışırken çoğu zaman karar verici ve belirleyici değil de belirlenen model rollerden birinin aktörü olduğunu pek fark edemeyen, gecikmeli olarak fark ettiğinde ise hayatını anlamlı kılma ve içe dönüş yolları aramaya başlayan insan, yalnızlığını gidermek ve ruhen doyuma ulaşmak gibi düşüncelerle çeşitli bireysel kurtuluş yollarına yönelmektedir. Bu yönelişin sağlıklı bilgi ve kalıcı değer ekseninde yürümediğinde bireyi hangi uç ya da çıkmaz noktalara götürebileceğinin çok çeşitli örneklerini her toplumda sıkça görmekteyiz.

Günümüzde kitle iletişim araçları tarafından çoğunlukla “kişisel gelişim yolları”, “stres, depresyon, zihinsel sorunlar ve yorgunluktan kurtulma çareleri” olarak cazip şekillerde sunulan transandantal meditasyon, reiki, yoga gibi adlarla anılan bazı yöntemlerin, astrolojik bazı akımların, çeşitli şifa teknikleri ile “şifrecilik”, “ruhçuluk” ve “okültizm/gizlicilik” üçgeninde harmanlanmış diğer gizemli oluşumların revaç bulmasını sadece bu konuda oluşan sektörün çabalarıyla izah etmek yerine, modern insanın yalnızlığıyla ve çaresizliğiyle de ilişkilendirmek gerekir.

Bu akım ve çağrılar her ne kadar genelde dinî bir söylem ile sunulmayıp daha çok “sağlıklı yaşam”, “başarı” ve “mutluluk” vaadiyle veya “çevrecilik”, “alkol bağımlılığıyla mücadele” gibi kamu yararına yönelik çeşitli söylemlerle desteklense de, esasen Hint ağırlıklı Uzak Doğu felsefesinden ve dinsel öğretiden beslenmekte, Batı kültürünün hümanistik ve dinî söylemiyle de çok kolay ortak alanlar oluşturabilmektedir.

Öte yandan, kusurun kimde olduğunu tespit gibi gerilimi tırmandıran bir noktaya saplanmaksızın sadece vakıayı görmek ve ifade etmek gerekirse, bu hâl içindeki modern insanımıza bu topraklarda derin ve mistik bir geçmişi bulunan dinî ve kültürel mirasımızın o müjdeleyen, sevgi ile kucaklayan, güven ve umut veren mesajının ulaştığını, ulaşım kanallarının yeterince açık olduğunu da söyleyemiyoruz. Vahyin aydınlığında insanı kalp, ruh, akıl, nefis ve beden bütünlüğü içinde ele alan derin İslam düşüncesini temsilde ve tanıtmada, çağın tereddütleriyle viran kıldığımız gönül dünyalarımızı sevgi, estetik ve aşk ile yeniden mamur etmede ciddi ihmallerin olduğu saklanamaz bir gerçek. Henüz dua, tevbe, niyaz, tefekkür ve ibadetin bireyi ne denli güçlü kıldığını ve onu Yüce Yaratana bağlayarak yalnızlıktan, karamsarlık ve umutsuzluktan kurtardığını yeterince fark etmiş veya ettirmiş de değiliz. Kur’an’da “Dikkat ediniz! Kalpler ancak Allah’ı sürekli hatırda tutmak ve anmakla huzur bulur.” (Ra’d, 28) buyurulması da bu fark edişi sağlamak içindir.

Değerlendirmelerimiz ve özeleştirilerimiz, dikkatimizi ve sorumluluk bilincimizi diri tutmak için olmalıdır.

 



Bu yazı 577 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 10 Kasım 2010 Hac Diriliştir
    • 4 Ekim 2010 Edep ahlakın özüdür
    • 15 Ağustos 2010 Öz denetim ve ramazan
    • 25 Temmuz 2010 Kardeşlik ve sevgi ortamını yeniden inşa
    • 30 Haziran 2010 Farklılıkla zayıflamadan tevhitle güçlenmek
    • 16 Haziran 2010 Bilgi ve Ahlak
    • 20 Mayıs 2010 Gençlerimizle daha aydınlık günlere...
    • 13 Nisan 2010 Temeli Allah Korkusu Olan İslam Medeniyetinin Işığında Dünyayı Düşünmek
    • 12 Nisan 2010 Vahyin 1400. yılında Kur’an’ı okumak, anlamak ve yaşamak
    • 18 Mart 2010 Namaz müminin miracıdır
    • 26 Şubat 2010 Ayrımcılığa karşı gönül bağlarıyla birleşmek
    • 17 Ocak 2010 Ömürlük tecrübe: Yaşlılık
    • 30 Aralık 2009 Çok Kültürlülük
    • 2 Aralık 2009 Hakkın Rahmani Sesi Vicdan
    • 22 Ekim 2009 Din ve Toplum
    • 1 Ekim 2009 Başarı ve Erdemleriyle Gururlandığımız Gençlerimiz
    • 17 Ağustos 2009 Paylaşma Mevsimi Ramazan
    • 19 Haziran 2009 Kur'an'ı Kalplere Yazmak...
    • 20 Mayıs 2009 İç Huzur Arayışı
    • 14 Nisan 2009 Allah Rasulü ve Aile

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    11,655 µs