En Sıcak Konular

Nurullah Aydın

Zulmetten Aydınlığa
Nurullah Aydın
31 Ekim 2016

Kimlik ve Kişilik Sorunları Yaşayanlar



Toplumda değişik insan tipleri vardır. Biyolojik yapıları farklı olduğu gibi, aldıkları eğitim, sosyal çevre, statü, kariyer, kişilik farklılaşmasını getirir. Toplumda her bireyin ayrıklaşan kişilikleri, çeşitlilik oluşturur.

 

Ancak öylesine bazı tipler vardır ki,

Bunların; düşünme yetenekleri yok, doğru bildiklerini sorgulama yetenekleri yok, yanılmış olabilirim şeklinde bir özeleştiri becerileri yok, değişim de çaplarına uygun değil.

 

Yalnızca farklı düşünenlere küfür etmek gibi pis de bir alışkanlıkları var.

 

Yani, bu tipler çok beğenirmiş ve ulaşmaya çalışırmış gibi yaptıkları, dürüst insan anlayışının temeline aykırıdır!

 

Bunlar; kendini ispatlama çabasındalar. Sağa sola çamur atmakla tatmin olduklarını zannederler.

İtibarsızlığın kaçınılmaz depresyonunu yaşarlar.

İddialıdırlar ancak ciddiye alınmamazlığın handikapını yaşarlar.

Başkalarının hakkını savunmak adına komik duruma düşerler.

Ne söylesen ne anlatsan anlamayan kendi kafalarında oluşturdukları dünyanın saplantıları içindedirler.

Birilerinin adına hareket ederek itibar kazanma peşindedirler.

 

Bunlar; her yere kafa karıştırıcı mail gönderirler.

Tehdit olarak gördükleri kişilerle ilgili akla hayale gelmeyen iftiralar atmayı görev bilirler.

Karanlık odakların birer saldırı silahıdırlar.

Çamur at izi kalır anlayışı ile olabildiğince zehir kusurlar..

 

Her konuda istismarcılardan söz ediyorum.

 

Bir anlayış, bakış bir ideolojidir. İdeolojiler bir dünya görüşüdür. Yaşam biçimini önerir. O kadar ki, bir şey olmak için onun üyesi olmaya bile gerek yoktur!

 

Her ideolojinin dogmaları vardır. Bunlar tartışılamaz. Karşı çıkan da tepelenir. İdeolojilerin tartışılamayan iddialarından biri de önderlerine biat, itaat ve yazılarının, kitaplarının okunması gerekliliğidir. Böylece cahil halkın anlayacağı ve böylelikle de yanlış düşüncelerden kurtulacağı varsayılır.

 

Yani, bu böyledir dediği zaman insanlar, aydınlanacaktır. Anladıkça tam tersine belki düşüncesine daha çok sarılacağı hiçbir kişinin aklına gelmez.

 

Biz de anlatmaya çalışıyoruz. Kimisi zeka sorunu olduğu için, kimisi unvan hastası olduğundan, kimisinin herhangi bir itibarı olmadığından, kimisi nefret ettiğinden, kimisi belli ideolojilerin sözcülüğünü yaptığından, kimisi de her ne pahasına olursa olsun düşmanlık gütmeye kararlı ve yeminli bulunduğundan, yazdıklarımızı anlamadı, anlamıyor.

 

Söz ve yazı her insanın bir diğerine yansıması olduğu için artık kanıksanmıştır. Yani içeriği değil şekli öne çıkmıştır.

 

Çevremizde kimlik ve kişilik sorunu yaşayanları TV’larda, gazetelerde görmek olanaklıdır. Ancak en büyük talihsizlik ise üniversitelerde öğrencilerin zorunlu olarak ders dinlemek zorunda bırakıldığı unvan sahibi olupta kimliksiz ve kişiliksiz ruh hastası tiplerdir.

 

Hergün medyada papağan gibi aynı sözleri söyleyen siyasetçiler ya da yetkili ve etkili kişiler yalan söyleyerek çarpıtarak gerçekleri tersyüz ederek kitleleri sürüleştirmeyi ve gütmeyi başarabilen tipler var. Bunları anlatmak, yazmak, toplumun aydınlanması için gereklidir.  

 

Anlama sorunu, insanlık tarihi boyunca var olan, olacak bir gerçekliktir.

 

Bugün en cahil insan bile bir yazının ne anlama geldiğini, okuyucuları neye çağırdığını bilir.

 

Bu ise normal durumdur. Aksi halde, ne yazıldığının okunduğunun hiçbir pratik önemi kalmaz.

 

Bir yazının içeriği de, nihayet bir düşünce ile ilgili yorumdur, bakıştır. Bazıları bilginin kelimesini değiştirmekte ve çarpıtmakta da sakınca görmeyebilir.

 

Gerçekten bazı tipler en basit olayları kavrayamadıklarından gerçekleri de anlayamamaktadırlar.

 

GünüN SöZü: Zihinsel algılama sorunu yaşayanlara kulak asma, seni etkiler.  



Bu yazı 90 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Ekim 2018 İKTİDAR SAVAŞI VE PROPAGANDA
    • 9 Ekim 2018 SİYASAL/EKONOMİK ŞEKİLLENDİRME
    • 1 Ekim 2018 ABD-NATO VE TÜRKİYE
    • 4 Aralık 2017 ÖVÜLENLER, ELEŞTİRENLER, SUÇLANANLAR KİM NE?
    • 29 Ağustos 2017 Mikrodalga ile Beyin Kontrolü
    • 21 Ağustos 2017 Kimler Neleri Tartışıyor
    • 14 Ağustos 2017 Egemenlik Duygusu Stratejik Aldatma ve Yanıltma
    • 7 Ağustos 2017 Sinsi Hainler ve Robotlaştırılanlar
    • 31 Temmuz 2017 Mürteciler Yobazlık ve Kimlik Parçalanması
    • 24 Temmuz 2017 Sapkın İslamcı araplarçıların Çığırtkanlığı
    • 17 Temmuz 2017 Ders Almasını Bilmek
    • 10 Temmuz 2017 Güveni İstismar Edenler
    • 3 Temmuz 2017 Kirletilen Solan Adalet
    • 29 Haziran 2017 Küresel Odaklar ve Türkiye
    • 19 Haziran 2017 Çığırtkanlar Güven ve Umut
    • 12 Haziran 2017 Yalan Rüzgarı, Kin, Nefret Fırtınası
    • 5 Haziran 2017 Vahhabi Selefi Haşhaşiler Zihniyeti ve Türkiye
    • 29 Mayıs 2017 Bilgi Algı Medya Hukuk
    • 22 Mayıs 2017 Duyarlı Olmak Ama Neden Nelere?
    • 15 Mayıs 2017 Kuklalar Görevliler ve Karar Vericiler

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    14,195 µs