En Sıcak Konular

Aziz Dolu

Atabey
Aziz Dolu
7 Ocak 2016

Rusya.. Kutup Ayısı Düşerken



Rusya denildiğinde kutup ayıları akla gelir. Kutup ayıları denildiğinde ise Rusya... Bu ikili, kuzeyde; kutuplara yakın bölgelerde varlığını sürdürür. Yalnızlığı seven kutup ayıları, uzaktan bakıldığında hayli sevimli mahlûklardır. Yanlarına fazla yaklaşıldığında ise, oldukça tehlikelidirler. Hatta bu tür yakınlaşmalar ölümlü olaylarla bile sonuçlanabilir. Kutup ayısı ile özdeşleşmiş olan Ruslar da, nedense pek sevilmezler. Dört asırdır acı bir yalnızlığı yaşayan bu halk, hem Doğu’dan hem de Batı’dan dışlanmışlardır. Hıristiyan olmaları bile, Batı tarafından kabullenilmeleri için yeterli olmamıştır. Zira Haçlılar tarafından istila edilen Bizans gibi onlar da Ortodoks’turlar yani Hıristiyanlığın, doğu şubesi!.. Bu dışlanmışlıkta bir tek istisna vardır. O da Komünizmli yıllardır. Dünyanın iki kutuplu olduğu yıllarda birçok ülke, birçok halk isteyerek veya istemeyerek komünizme ve Ruslara yakınlaşmış; Küba, Yugoslavya gibi birkaç istisna dışında kahir ekseriyeti bu yaklaşmanın ceremesini istiklalleri ile ödemiştir. Macar halkı bunların başında gelir. Tatarlar, Kıpçaklar, Çerkezler, Çeçenler ve daha niceleri…

 

Rusya’yı, Rusya yapan Türkler ve Almanlar olmuştur. Haliyle iliklere kadar işlemiş bir Türk ve Alman etkisi yadsınamaz. Ruslar, başta Tatarlar ve Çerkezler olmak üzere, Turanî topluluklar eliyle medeniyete aşina olmuştur. Sonrasında Almanların etkisi görülür. Komünizmi bile Almanlar getirmiştir bu ülkeye. Lenin, Yahudi asıllı bir Alman’dır. Onunla birlikte Gürcü Yahudisi Stalin ve başta Tatarlar, Başkurtlar olmak üzere Batı Türkistan Türklerinin lideri olan Sultan Galiyev… Galiyev’in destansı hayatı, bir hayalet gibi dolaşmaktadır bugün deşt-i Kıpçak’ta. Kıpçak bozkırları yeni Şeyh Şamiller, Osman Baturlar, Caher Dudayevlerle; yeni yeni destanlar söyleyeceği günlerin özlemiyle uyanmaktadır her bir sabaha.

 

Haddizatında adam olmasını Altınordu’ya borçlu olan Rus devlet otoritesi, bilinçaltına işlenmiş olan belki bir hayranlık, belki bir kıskançlık çokça da aşağılanmışlık kuruntusunu (kompleks)  yenme gâyesiyle Tatarlardan ve/veya Çerkezlerden kız alma takıntısından kurtulamamıştır. Burada, bu durumu asimilasyon olarak açıklamak çok basit kalacaktır. Rus devlet arması bile, ortadan kaldırmak suretiyle bağımsızlıklarını elde ettikleri Kazan Hanlığı üzerine bina edilmiştir. Elinde mızrağı ile bir Rus süvarisi ve mızrağın ucunda Kazan Hanlığının simgesi olan ejderha!.. Birkaç küçük ayrıntı dışında bu arma dört asırdır hiç değişmemiştir.

 

Çarlık Rusyası da tıpkı Osmanlı gibi çok dilli, çok kültürlü, çok milletli bir yapıdan oluşuyordu. Sosyalizm belki de çaresizliğin çaresi idi. Osmanlı’nın, Osmanlıcılığına benzer bir durum söz konusuydu bir yerde. Şimdilerde kısa adı BDT olan Bağımsız Devletler Topluluğunu ayakta tutmaya çalışan bir Rusya ile karşı karşıyayız. BDT tahlil edildiğinde Rusya’nın bu oluşumda “eşitler arasında birinci” açılımı ile ipleri elinde tutmaya çalıştığı görülecektir. Yalnız bunda pek de başarılı olamadığını, Çin’i yanına alarak Şanghay 5’lisini oluşturmaya yöneldiğini ama Çin gibi hızla büyüyen bir dev karşısında izlediği bu stratejinin -uzun vadede- Rusya’ya yarardan çok zarar vereceğini öngörebilirsiniz. Doğal olarak kendi geleceğine ve varlığına en büyük rakip ve hatta tehlike olarak gördüğü Türk Dünyasına karşı Çin ile dirsek temasına girmeye çalışsa bile Güneyinde Kırım daha da ileride Ankara; doğusunda Kazan daha da ileride Taşkent, Astana, Bakü, Aşkabat ve irili ufaklı daha birçok güç merkezi Rusya’nın, geçen yüzyıldaki gibi rahat hareket etmesini engelleyecektir. Hele de bu irili ufaklı güç merkezleri birleşirse!.. Velhâsıl Avrupa/ABD, Türk Dünyası ve Çin ile kuşatılmış bir Rusya’nın, eski şaşaalı günlerine dönmesinin mümkün ol(a)mayacağı ortadadır.

 

Siyasî açıdan Türk Dünyası ile kuşatılmış olmak, Rusya için bir engel (handikap) dahası hayatî tehlike (risk) teşkil etmektedir. Bağımsızlıklarını kazanan Türk Cumhuriyetlerinin yavrukurtlar gibi günden güne gelişip, güçlenmesi -ister istemez- Rusya’nın enerjisini, sinerjisini çekerek olacaktır. Dahası neft (petrol) ve doğalgaz ihracı ile ayakta duran ve sahip olduğu hantal iktisadî (economic) yapı ile bilgi merkezli küresel iktisadî düzene (makro-economic systeam) ayak uydurması zor görünen bir Rusya’yı, önümüzdeki 25-30 yıllık süreçte çok daha büyük sıkıntılar beklemektedir. Bir zamanlar Osmanlı’ya “Hasta Adam” yakıştırmasını yapan Rusya’nın, şimdilerde aynı acıklı kaderi paylaştığı ortadadır. Ciddi sağlık sorunları yaşayan ve bu sorunları günden güne artan, tabiri caizse elden-ayaktan düşmeye başlayan kutup ayısının ecelinin -çok büyük bir sürpriz olmadığı takdirde- yanında, yöresinde dolanmaya başlayan boz kurtların elinden olacağını tahmin etmek zor değildir. Zira iktisadî güç ile desteklenmeyen hiçbir askerî güç ilelebet yaşayamaz. Haliyle Rusya'nın askerî gücü de, uzun vadede ister istemez gerileyecektir. Hatta ve hatta yüzyılın sonunda kaleme alınacak olan tarih kitaplarına, bir zamanlar Bering Boğazına kadar gitmiş olan Rusların, Uralların doğusundan silindiği yazılırsa kimse şaşırmamalıdır.

 

Rusya, Batı yönünden siyasî hegemonya peşindeki Avrupa Birliği ve Amerika tarafından sıkıştırılırken, Doğu’da da zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip Türk Dünyası ve hızla büyüyen Çin ile üstü örtülü bir rekabeti sürdürmeye çalışmaktadır. Haliyle rahat nefes alabileceği tek yön güney komşusu Türkiye olarak görünmektedir. Velhâsıl, boğazları elinde tutan bir Türkiye ve boğazı sıkılmaya çalışılan bir Rusya!.. Bu durumdaki bir Rusya, hiç olmadığı kadar Türkiye’ye muhtaçtır. Üstelik bu muhtaçlık İstiklal Harbi yıllarında Türkiye’nin yaşadığı sıkıntıların da kat be kat üstündedir. Zira söz konusu olan her yanıyla çatırdayan ve düşmesi an meselesi olan koskoca bir imparatorluktur. Haliyle bu iri devin yıkılması bir hayli gürültü-patırtıyı da beraberinde getirecektir. Türkiye, başta Azerbaycan olmak üzere Türk Cumhuriyetleri ile safları sıkı tutar; küresel ölçekli siyaseti iyi okuyup, adımlarını ona göre atabilirse “hasta ayı”yı istediği gibi oynatabilir.

 

Aziz Dolu Atabey

http://azizdolu.blogcu.com/

 




Bu yazı 259 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Temmuz 2017 Ömer Halisdemir
    • 5 Temmuz 2017 Musul; Nureddin Zengi'nin Yadig
    • 23 Mayıs 2017 Ra, Rab, Tanrı ve Türkler
    • 7 Mart 2017 Türkiyeyi Ve Dünyayı Anlamak
    • 14 Ocak 2017 Rainadan, Radikalizme
    • 1 Ocak 2017 İslam, İslamcılar ve Anarşizm
    • 22 Aralık 2016 Kurt Ulur, Vatan Kurtulur
    • 7 Aralık 2016 Şangay Bilmem Ne Kaçlısı
    • 20 Kasım 2016 Başkanlık Tartışmaları
    • 20 Kasım 2016 Fıratın İki Yakasını Bir Araya Getirmek
    • 7 Ekim 2016 Bir Meşrep Olarak Alevilik
    • 22 Eylül 2016 Piruz Dilenci; Güney Azerbaycanın Özgürlük Ateşini Harlayan Adam
    • 11 Eylül 2016 Bu da oldu; Atatürkün resmine sansür
    • 31 Ağustos 2016 Yüksekova İl Olmalı
    • 18 Ağustos 2016 Yapılandırma Ayarlarına Dönüş
    • 8 Temmuz 2016 Atatürk Türkiyesinden, Humeyninin İranına
    • 2 Temmuz 2016 Akıl ile vicdanın hasbıhali
    • 2 Temmuz 2016 Almanların Maskarası, Çerkezlerin Yüzkarası
    • 29 Mayıs 2016 Bir, Üç, Beş
    • 23 Mayıs 2016 Otizmliler, ille de AKP diyormuş

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,114 µs