En Sıcak Konular

Hakverdi Murat Merdamert

Mefkure
Hakverdi Murat Merdamert
1 Ocak 1990

Nazım'ın ''vatansever'' Olduğu Bir Ülkede Deniz Elbet ''kahraman'' Olur



Yasadışı sol bir örgütün bir zamanlar mensubu olup,bir çok yandaşı gibi,40 yaşlarından sonra liberal hayat tarzını tercih etmiş olsa da, bir türlü kurtulamadığı ''maziye özlem'' duygusundan olsa gerek ,yazdığı dizi senaryosunda tarafsız kalamadığını da itiraf eden bir kadın,68 kuşağının gençlik önderlerinden Deniz Geçmiş'i yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı.

Birileri kalkıp,Deniz unutulmuş muydu ki diyebilir? Marjinaller ve dostları arasında unutulmadığı kesin,fakat meclis kürsüsüne doğru yürüyerek;"Deniz Gezmiş bir halk kahramadır" diye haykıran CHP'lilere,çeşitli gazetelerdeki yazılara,televizyon programlarına ve mezarı başındaki anma merasımınde toplanan kalabalığa bakılırsa,bahsi geçen filmin Deniz Gezmiş'i yeniden gündeme taşıdığını söylemek pek de yanlış olmaz.( İnsanın aklına gelmiyor değil,Ozan Arif'in yazdığı,İsmail Türüt'ün besteleyip söylediği "Plan Yapmayın Plan" türküsü için, her iki sanatçı 7 yıl hapis istemi ile yargılanmaktadır.İsnat edilen suçlama ise,"suçu ve suçluyu övmek".Deniz ve arkadaları bağımsız Türk Adaleti'nce yargılandıkları davada suçlu bulunduklarına ve itibarları iade edilmediğine göre onları övmek neden aynı yasa kapsamına girmez?)

Gezmiş için çeşitli rivayetler dolaşır öteden beri.Tepeden tırnağa silahlı olduğu halde, kendisini teslim alan askerlere kurşun sıkmamış.Silah taşırmış ama içinde kurşun yokmuş. Hiç Marksist-Leninist olmamış. Darbe yapmak gibi bir düşüncesi  de yokmuş.
Banka soygununu,oyuncak tabanca ile  mecbur kaldıklarından dolayı yapmışlar.Kaçırıp fidye istedikleri zenginlerden aldıkları paralar,zatan işçilerin hakkıymış.(Kaçırdıkları ünlü işadamlarından biri de Kadır Has'tır.Hani şu eğitime büyük bağışlar yapan ve adına kurulu üniversite olan,rahmetli Kadir HAS.Kendisini Kaçırıp fidye isteyenlerden birinin Mahir Çayan olduğununu Kadir Has bizzat ifşa etmiştir.)

Bunların çok övündüğü bir de 6. Filo'yu  protesto eylemi vardır ki,sanırsınız Amarika Türkiye'yi ele geçirmiş,Türk ordusu bertaraf edilmiş,bütün tersanalerine girilmiş,Meclis feshedilmiş,memleket birinci dünya harbinden sonra olduğu gibi işgale uğramıştır.

Türk Milleti'nin namus kavramına verdiği önemi de iyi bildiklerinden,6. Filoyu protesto etme sebeplerinden biri olarak da Karaköy'deki malum yerin ABD askerlerine hazırlanmış olmasını gösterirler.Her gün dünyanın bir çok ülkesinden gemicilerin uğradığı genelevin, ABD askerleri için boyanıp,süslenmesine içerlemişler. 70 milletten adamın hergün kirlettiği namusları,sadece ABD'liler gelince akıllarına gelmiş.Kapatalım şurayı derseniz,ilk önce kendilerinin karşı çıkacakları da muhakkaktır.

Hep söylerim Türkiye'de 68 Kuşağı'nın ABD ve Nato karşıtlığı sırf anti-emperyalist olduklarından değil,SSCB sempatizanı olduklarındandır.Bu kuşağın yaşadığı dönem Sosyalizm adına milyonlarca insanın katledildiği,Avrupa'nın bir çok ülkesinin Rusya'ya peyk olduğu,dahası Asya'daki soydaşlarımızın Rusya tarafından sömürüldüğü,köleleştirildiği,açlığa,sefelete,ölüme mahkum edildiği bir dönemdir.Buna rağmen,SSCB'ye karşı hiç bir eylemleri olmadığı gibi,destek olmuşlardır.

Oysa o övündükleri SSCB'nin insanlık tarihine silah ve ölümden başka kazandırdığı (!) hiç bir şey yoktur.Avrupa ve ABD sömürgecidir,emperyalistdir.Kesinlikle doğrudur. Ama bugün demokraside,teknojide ve sağlıktaki gelişmeler de Batı'nın eseridir.Bir zamanların hızlı solcusu şimdilerin ulusalcısı İlhan Selçuk dahi canını bir ay kadar önce Amerikan Hastanesi'ne teslim etmiştir.

68 kuşağının bir iddiası da "Kemalist" olduklarıdır.Bu konu da Oral Çalışlar "68 Kuşağı Ne Kadar Milliyetçi" başlıklı Cumhuriyet Gazetesi'ndeki köşesinde şunları yazar:

....."Türk sol hareketinin çıkış noktasında Kemalizm vardı. Sosyalist ülkelerdeki otoriter modernist anlayışla, Cumhuriyetin kuruluş döneminin ilkeleri birbirine çok yakındı. Her iki kuruluş felsefesinde de “halka öncülük” etmek, “halkı değiştirmek”, gerekirse bu konuda kuvvete başvurmak anlayışı egemendi.
Bu nedenle Kemalist köklerden gelen ailelerin çocukları olarak bizler sosyalizmi benimsemekte zorluk çekmedik. Tabii bu sosyalizmin benimsenip yaygınlaşmasında o dönemde ülkemizde etkili olan anti-Amerikancılık da önemli bir altyapı hazırlamıştı.
Sosyalist ülkelere yakınlaştıkça ABD aleyhtarlığı da kendisine sağlam bir zemin buluyordu. 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi de bu otoriter modernleşme isteğini tazelemişti. “Yeni ve daha ileri solcu bir 27 Mayıs” beklentisi de sol kesimlere cazip geliyordu.
Doğan Avcıoğlu’nun başını çektiği darbeci grup CHP’den kopmuş, “sol Kemalizm”in teorisini geliştiriyordu. O yıllarda Arap dünyasında etkili olan Baas rejimleri de “sol 27 Mayıs” için bir örnek olarak ele alınıyordu. Avcıoğlu, Yön-Devrim dergilerinde “kapitalist olmayan yol” teziyle bu eylemlerin yönelimini de dile getiriyordu.
“Kapitalist olmayan yol” tezi, Arap ülkelerindeki Baas örneğinden ilham alıyordu. Buna göre kapitalizme karşı olan askeri güçler, dünya sosyalist hareketiyle de birleşerek ABD karşıtı ilerici rejimler kurabilirlerdi"....

Mustafa Kemal'e "sosyalizm" isnat etmek komik bile değildir.Lenin'in "burzuva Kemal" diye nitelediği Atatürk,Marksist-Leninist ideoloji'yi savunanlarla,fikren uzaktan yakından alakalı değildir.Fakat,Türkiyede Sosyalist devrim hayalleri kuranların çıkış noktasında,kemalizmle,ancak ilke bazında,şeklen bir benzerlik olabilir.Bu benzerliğin şeklen ve ilke bazında olduğunu Çalışlar'ın yazısının başındaki şu pragraf ortaya koyuyor:

"Sosyalist ülkelerdeki otoriter modernist anlayışla, Cumhuriyetin kuruluş döneminin ilkeleri birbirine çok yakındı. Her iki kuruluş felsefesinde de “halka öncülük” etmek, “halkı değiştirmek”, gerekirse bu konuda kuvvete başvurmak anlayışı egemendi".

İşte bu kuşağın gençlik önderlerindendi Deniz Gezmiş...

Deniz Gezmiş, 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesi'nin işgal edilmesinde,yine 31 Mayıs 1969'da İÜ Hukuk Fakültesi öğrencilerinin, reform tasarısının gerçekleşmemesini protesto için giriştikleri işgale önderlik etmiştir. Üniversitenin kapatılıp, polise teslim edilmesi sebebiyle çıkan çatışmalarda yaralanıp ,hakkında gıyabi tutuklama kararı olmasına rağmen hastaneden kaçıp, Haziran'ın sonunda Filistin'e gitmiştir.1969'un Haziran'ından,Eylül'üne kadar Filistin'de gerilla kamplarında kalan Deniz Gezmiş,1 Eylül 1969'da, 10 Haziran'da ki "üniversiteyi işgal" eyleminden dolayı Hukuk Fakültesi'nden ihraç edilmiştir.

Bundan sonra öğrenci eylemlerinden uzaklaşarak, mücadelesini değişik alanlarda sürdüren Gezmiş, Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan'la birlikte THKO'yu kurmuştur.11 Ocak 1971'de THKO adına Ankara İş Bankası Emek Şubesi'ndeki silahlı soygunu gerçekleştirenler arasında yeralmıştır.4 Mart 1971'de dört ABD'li erin Balgat'taki Tuslog Tesisleri'nden kaçırılması eyleminde bulunmuştur.Kaçırılan erler daha sonra serbest bırakılmıştır.Bütün bu eylemleri sonucunda birkaç kez tutuklanıp serbest bırakılan Deniz ve arkadaşları nihayetinde düzenlenen bir operasyonla yakalanarak 16 Temmuz 1971'de başlayan THKO-1 Davası'nda TCK'nin 146. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 9 Ekim 1971'de idam cezasına çarptırılmıştır..Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde, gece 1:00-3:00 arası, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nde idam edilmiştir. İdama giderken imam istemedikleri halde definlerinde bir imam hazır bulunmuştur. İdam cezaları o zamanlar senato tarafından onaylanmak mecburiyetindeydi.İsmet İnönü "siyasi suçlar idamla cezalandırılmamalıdır" diyerek Bülent Ecevit ile birlikte red oyu kullanmıştır.

12 mart muhtırası verildiğinde Süleyman Demirel Hükümeti istifa etmeye mucbur edilmişti.Askerlerin yeni hükümeti kurmakla görevlendirdikleri şahıs ise CHP'den istifa ettirilen Nihat Erim'dir.
Nihat Erim,1945-1950 arasında CHP milletvekili olarak TBMM’de bulunmuş, II. Hasan Saka Hükümeti’nde Bayındırlık Bakanlığı, Günaltay Hükümeti’nde başbakan yardımcılığı yapmış. CHP muhalefete geçtikten sonra partinin yayın organı Ulus’un başyazarlığını üstlenmiş,bu gazetenin 1953’te kapanması üzerine 1955’e kadar Yeni Ulus ve Halkçı gazetelerini çıkarmış biridir.

CHP'den istifa etme şartı ile hükümeti kurmakla görevlendirilen Erim'in,26 Mart 1971’de kurduğu partilerüstü hükümet 3 Aralık 1971’de istifa etti. Yeniden hükümeti kurmakla görevlendirildi; kurduğu II. Erim Hükümeti 22 Mayıs 1972’ye kadar işbaşında kaldı. Yani Deniz Gezmiş'in yakalanma ve asılma dönemlerinde ülkeyi yöneten CHP'li bir başbakandır.Buna rağmen CHP milletvekileri günümüzde meclis kürsüsüne doğru "Deniz Gezmiş bir halk kahramanıdır" diye bağırabilmektedir.

Gezmiş'ın yakın arkadaşı Cihan Alptekin'in ağabeyi katıldığı bir televizyon pragramında diyor ki;"Denizler Marksist-Leninist değillerdi.Bir darbe isteği içerisinde hiç olmadılar".

Oysa Deniz Gezmiş, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu'nun kurucusu, Marksist-Leninist devrimcidir,kesinlilkle bir devrimcidir.Devrimde "Küba Modelini" destekleyen bir anlayıştadır.Dönemin bir başka gençlik önderi Oral Çalışlar; 68 kuşağının bölünmesini Aksiyon Dergisine anlatırken bu konuya şöyle değinir:

 ....."Mesela bu gençlik hareketi şiddete yönelmeye başladı tehlikeli şekilde. Bu gençler devrimin kitlelere mal olması gerçeğinden kopacak ve küçük eylem gruplarına dönüşecekti. Biz buna itiraz ediyorduk. Bu ayrılık, modeller ayrılığını da beraberinde getirdi. Biz Çin modeline daha yakındık. Deniz Gezmişler daha çok Küba modeli, Mahirler (Çayan) ise Latin Amerika’daki Fokuculuk denilen şehir gerillacılığı yöntemlerini savunan ve oraya doğru evrilen bir çizgiye girdiler"....

Deniz Gezmiş Marksist-Leninist biridir.

Yazar Erdal Öz'ün Gezmiş'ı anlatan "Gülünün Solduğu Akşam" eserinde de bulunan ve Gezmiş'in avukatı tarafından tutulan notlardaki son sözleri; "Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm! Yaşasın işçiler, köylüler! Kahrolsun Emperyalizm!" olmuştur. Hatta bağırırken taburesine vurulmuş olması sebebi ile "emperyalizm" kelimesinin 'izm'ini söyleyemediği kaydedilmiştir.Yine idam edilmeden önce Alman Der Spiegel dergisinde çıkan son yazısında "Yaşasın Marksizm-Leninizmin yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! Kahrolsun Emperyalizm!" dediği belirtilir.

Ne demek Marksist -Leninist değildi demek?

Deniz Gezmiş ve arkadaşları Devrimcidir.

O devrime öylesine inanmıştır ki; babasına yazdığı son mektupta vedası; "seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşi ile kucaklarım" şeklindedir.

Devrimle yıkmak istedikleri rejim,Mustafa Kemal'in kurduğu "Türkiye Cumhuriyeti Devleti"dir.Yerine ikame etmek istedikeri Marsist-Leninist bir ideolojidir.Türk Ordusu'nun Mustafa Kemal'e olan bağlılığından hiç kimsenin şüphesi olmadığı halde,bütün gücüyle ayakta olan bu orduya rağmen ,Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu'nu kurup Filistin kamplarında gerilla eğitimi almışlardır.

Ne demek devrim istemediler demek?

Onlar başaramadı ama asıldıklarında protesto gösterileri düzenleyen öğrencilerin arasında biri vardı ki,Türkiye onu yıllar sonra kuracağı örgütle Türkiye'nin başına PKK belasını saran "Apo" diye tanıyacaktı.

Deniz Gezmiş,üniversite işgal etmiştir.Pek çok yasadışı örtgütten sonra bir de THKO'nu kurmıştur.Bu sözde ordu adına silahlı banka soygunu yapmıştır.Yurt dışında gerilla eğitimi almıştır.Bir insanın terörist sayılması için daha ne yapması gerekir?

Biz,halk kahramanı deyince, Antepli Şahin'i, Sütçü İmamı,Hasan Tahsin'i,Nene Hatun'u hatırlarız.
Bütün yaptıklarına rağmen "Deniz Gezmiş bir halk kahramanıdır "denebiliyorsa,yine de saşmamak lazım.

Nazım Hikmet'in "vatansever" olduğu bir ülkede Deniz Gezmiş elbet "kahraman" olur.



Bu yazı 1,985 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 19 Şubat 2019 Göçtü Gitti Ozan Arif -Sagu-
    • 15 Şubat 2019 ''Çağrımız İslam'da Dirilişedir'' ve OZAN ARİF
    • 12 Ocak 2018 Beyin Yetmezliği
    • 1 Eylül 2017 Aldığı Nefese Hükmedemeyen İnsan
    • 3 Ağustos 2016 Milliyetçi Camia'nın Fethullah Gülen'le İmtihanı
    • 30 Temmuz 2016 Çarşı 15 Temmuz Gecesi Niye Sokakta Değildi?
    • 30 Kasım 2015 Otoritenin Sarsılmaz Gücü Saldığı Korkuda Saklıdır
    • 11 Ocak 2015 Talak Suresi 4.Ayeti Aslında Ne Diyor?
    • 11 Eylül 2014 Rantiyecilikten Rantkeşliğe
    • 28 Nisan 2014 Güneş Sabahına Doğmaz Bir daha
    • 22 Ekim 2013 Bu Ülkede Adalet Yok Diyenler Haksız mı?
    • 2 Eylül 2013 Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Türkleri Seviyormuş
    • 25 Temmuz 2013 Hayatı Karayemiş Ağacıyla Anlatmak Anlamak
    • 23 Nisan 2013 Bu Ayaklar Koktu Be Kerry!
    • 8 Ocak 2013 Balyoz Davası' nın Hatırlattığı Fıkra
    • 25 Kasım 2012 Basının Turan Yazgan Hoca'ya Kahreden Duyarsızlığı
    • 6 Kasım 2012 Koray Aydın Kurultayda Taktik Hatadan mı Kaybetti?
    • 29 Ekim 2012 MHP'de Lider Değişimi Elzem mi?
    • 27 Ağustos 2012 Samsun'da Neler Oluyor?
    • 7 Ağustos 2012 Günümüzün Bazı Dini Meselelerine İlahi Hitap

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    11,876 µs