En Sıcak Konular

Nurullah Aydın

Zulmetten Aydınlığa
Nurullah Aydın
9 Mart 2015

Kişiliksiz Güç Sarhoşluğu, Yalancılar



İnsanlar; iktidar gücü elde etmek, servet edinmek için hertürlü yöntemi uygulamaktan kaçınmaz. Bu yöntemler farklı olabilir.

Servet, makam, yetki, şöhret, insan ruh dünyasında farklı kimlik ve kişilik oluşturur.

Türkiye’de aydınlar da, siyasetçiler de, gazeteciler de, akademisyenler de şaşkın, halk da şaşkın, Her gün çelişen haber, bilgi, açıklama bombardımanı altında bir ortam var.

 

Kim ya da kimler neye karar verdi, kim ne düşünecek, ne yapacak belirsiz.

 

1200 yılından beri düşüncede, bilimde, teknolojide yeni atılım yapılamaması ile ilerleme kalkınma olamayacağını anlayanlar, çözüm olarak batıyı taklide yöneldiler.

 

Kimliksiz, kişiliksiz taklitçilikle, Müslüman dünyasında, kaos başlar.

Biat edilen siyasetçiler, liderler, din önderleri, Müslümanların kafasının karışmasına olabildiğince neden olurken, samimi Müslümanlar suskunluğa büründüler.

 

Fransız devriminin getirdiği; eşitlik, kardeşlik, özgürlük, aklın ve beşduyunun önemli kabul edilmesi, ilahi mesajın geliştirilmesi düşüncesi, batı Hıristiyan ve Musevi kitlelerde olumlu sarsıntı meydana getirirken, İslam dünyasında her alanda şaşkınlığa yol açtı. 

 

Bilimde, teknolojide ilerleme gösteremeyen, şekle dayalı İslam’ı düşünen ve yaşayan Müslümanlar; İslam’ın ilahi buyruklarını bir tarafa bırakıp, birbirlerini yok etme ve etkisizleştirme çabasına yöneldiler.

 

Allah sevgisi ve korkusu yerine servet, adalet yerine adaletsizlik, hak yerine haksızlık, herkese eşit davranma yerine yandaşı koruma kollama, kardeş yerine düşmanı dost ve kardeş kabul etme ile İslam anlayışı; kimisini gerçek dışı hurafelere odaklanmaya, kimisini ise İslam’dan uzaklaşmaya yöneltmiştir.

 

Müslümanlar zenginlik içinde fakir yaşarken, batının gelişmesine, refahına gıpta ile bakmaya başladılar. Kişilik çatışması böyle başladı, devam ediyor. Böylece İslam ülkelerinde sosyal şizofren insan yığınları oluştu. İnsanlar çift kişilikli hale geldi.  

 

Tahammül ve hoşgörü; ilahi buyrukların özü olmasına rağmen, İslamcı görünenler, siyasette, iş dünyasında, medyada, akademik dünyada, öne çıkmak için her türlü değerlerini tersyüz etmede sakınca görmüyorlar.

 

Cemaatler’de, tarikatlar’da, siyasi partiler’de, vakıflar’da yuvalanan Müslüman kisveli meczuplar yüzünden, Müslümanlar, narkozsuz ameliyata alınan hastalara dönüştü.

 

Badelenen şeyhler, biat edilen siyasi liderler, kökünü, geçmişini inkâr eden tipler, etkili ve yetkili hale geldiler. Din öğrenilsin, bizim istediğimiz kadar ve istediğimiz şekilde öğrenilsin, bize biat edilsin, kontrol edebilelim diyorlar.

 

Onlar ki; söz ve icraatlarıyla, tarihi gerçeklerle, medeniyet ve kültür kaynaklarımızla, çağdaş akılcılık, bilim teknoloji ile alakalarını tamamen kesmiş durumdadırlar.

 

Kendileri; dünyevileşmenin, zenginleşmenin, şöhretin tadını yaşarken, halk yığınlarına yapılan telkinlerle, hurafelere dayalı dini görüşlerle yapılan yönlendirmenin sonuçlarını ve halkın genlerine kadar işleyen korkuyu, Müslümanların yüzlerinde görmek mümkündür.

 

Okumakla adam olmak arasındaki fark kendini bilmekle alakalıdır. Kendimiz, kimliğimiz neydi? Ne oldu?

 

İnsan; bir gece o kimlikle yatıp, sabah başka bir kimlikle kalkmak, dün söylediğinin bugün tersini yapmak suretiyle değişir mi?

 

Siz; değiştim dönüştüm, dün öyleydi ama bugün böyle demeye kalkışırsanız, bir de Din’i, yetkiyi, makamı kullanarak kalkışırsanız, toplumda sosyal şizofreni ortaya çıkar. İnsanlar iki kişilikli hale gelirler. Ne yapacaklarını, nerede olacaklarını bilemezler?

 

Günün Sözü: Tarih; ben diyenlerin çöplüğü, biz diyenlerin takdir aynasıdır.



Bu yazı 287 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Ekim 2018 İKTİDAR SAVAŞI VE PROPAGANDA
    • 9 Ekim 2018 SİYASAL/EKONOMİK ŞEKİLLENDİRME
    • 1 Ekim 2018 ABD-NATO VE TÜRKİYE
    • 4 Aralık 2017 ÖVÜLENLER, ELEŞTİRENLER, SUÇLANANLAR KİM NE?
    • 29 Ağustos 2017 Mikrodalga ile Beyin Kontrolü
    • 21 Ağustos 2017 Kimler Neleri Tartışıyor
    • 14 Ağustos 2017 Egemenlik Duygusu Stratejik Aldatma ve Yanıltma
    • 7 Ağustos 2017 Sinsi Hainler ve Robotlaştırılanlar
    • 31 Temmuz 2017 Mürteciler Yobazlık ve Kimlik Parçalanması
    • 24 Temmuz 2017 Sapkın İslamcı araplarçıların Çığırtkanlığı
    • 17 Temmuz 2017 Ders Almasını Bilmek
    • 10 Temmuz 2017 Güveni İstismar Edenler
    • 3 Temmuz 2017 Kirletilen Solan Adalet
    • 29 Haziran 2017 Küresel Odaklar ve Türkiye
    • 19 Haziran 2017 Çığırtkanlar Güven ve Umut
    • 12 Haziran 2017 Yalan Rüzgarı, Kin, Nefret Fırtınası
    • 5 Haziran 2017 Vahhabi Selefi Haşhaşiler Zihniyeti ve Türkiye
    • 29 Mayıs 2017 Bilgi Algı Medya Hukuk
    • 22 Mayıs 2017 Duyarlı Olmak Ama Neden Nelere?
    • 15 Mayıs 2017 Kuklalar Görevliler ve Karar Vericiler

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,985 µs