En Sıcak Konular

Nurullah Aydın

Zulmetten Aydınlığa
Nurullah Aydın
14 Ocak 2015

Sorgulama Ve Özeleştiri Neden?



İnsanlık sahip olduğu akılla algılamada sahip olduğu beş duyusuyla kendini ve dış dünyayı canlıları düşünür. Sorgular özeleştiri yapar. Kendi ve dışındaki gerçekliğin farkına varır. İnsanoğlu bu nedenlerle; kendisiyle, çevresiyle doğayla uyumlu olarak gelişmiştir.

 

Çağdaş dünya; iç savaşlar sonrası din mezhep savaşlarını geride bıraktı. Barış içinde bir arada yaşamayı öğrendiler. Laiklik, hukuk devleti, sosyal devlet, özgürlük, insan hakları kurallarla benimsendi. İşleyen sistem kurdular.

 

Laiklik; bütün inançların, inananların güvencesidir. İnsanların inançlarına siyasetin müdahale etmemesi demektir. Laiklik ötekileştirmenin de ayrımcılığında, terörün de panzehiridir.

 

Ancak insanlık tarihi boyunca her din’de olduğu gibi İslamcı istismarcılar da din’in esas ilkelerini tersyüz ettiler, etmeye de devam ediyorlar.

Bu dinciler; İslam’ın kutsal kitabı Kur’an’da belirtilen Müslümanlara benzemiyor. Ya neye benziyorlar?

Kur’an; akıl ve bilim öncülüğünde, hoşgörüyü, barış içinde bir arada yaşamayı, insanı hayvanı bitkiyi doğayı bir bütün olarak görmeyi, anlamayı, bilmeyi öngörür.

 

Siyasal-Ilımlı İslamcılar birçok ülkede iktidara geldi, beceremediler.

Dinciler; demokrasiyi, insan haklarını, özgürlüğü, dürüstlüğü, hakkı, hukuku, adaleti, hoşgörüyü barış içinde bir arada yaşamayı anlayamadılar, özümleyemediler, kabullenemediler. Dillerinde nefret, gözlerinde kin, midelerinde haram, ellerinde kan var.

 

Kavramlar yanlış tartışılıyor. Yandaş uzmanlar türedi. Halka yalan söylüyorlar. Herkes kendi ideolojik saplantılar içinde yorum yapıyor.

 

Demokrasi diye özgürlük diye nihayet İslami kuralara dayalı rejim kuruyoruz diye diye, yalan dolan talanla, yediler semirdiler doydular, insanları ben ve öteki diye ayrıştırdılar.

 

İslam dünyasında; dini duyarlılık ile şiddet, cihat ile terör arasındaki farkı ayırt edemeyecek kadar öfkeli nefret dolu insanlar var. Samimi Müslümanlar; çaresiz, aciz, şaşkın durumda.

 

İslam ülkelerinde çatışmalar artıyor. Kentler yakılmış yıkılmış insanlar katlediliyor.

Siyasal İslamcılar-radikalar İslamcılar; kendileri gibi düşünmeyenlere yönelik her türlü iğrenç hile oyun tezgah kurmayı meşru gören sapkın akıma dönüştü. Küfür hakaret cephesi; kan istiyor, kaos istiyor. Peki ama neden?

 

Din, ideolojilerle yarıştırılırken, Dini söylemler de, ideolojik oldu.

İstismarcı siyasetçiler ve alimler; dinden kendini meşrulaştıracak veya ötekini dışlayacak argümanlar seçme yarışına girmiştir. Yüzlerce İslamcı grup birbirlerini İslam dışı görüyor, çatışıyor. Kavgalar din üzerinden veriliyor.

 

Ancak Müslümanlar hala Ortaçağ düşüncesine dayalı yaşam tarzını esas alan insanlar biat algısıyla dogmalarla köleleşmiş durumda. Kin, nefret ve öfke içindeler.

 

İslam ülkelerinde; kan fışkırıyor, silah sesleri artıyor, bombalar patlıyor. Yakıyorlar, yıkıyorlar katlediyorlar. Ölenler ne için ölüyor? Bu durum artık normal hal kabul ediliyor.

 

Siyasal, radikal ya da ılımlı İslamcı olmak, vicdansız olmayı mı getiriyor?

 

Ben ve öteki anlayışı; yıkımın temel nedenidir. Hak adalet sadece yandaş olana anlayışı benimsenmiş durumda. Partiler, tarikatlar, cemaatler birbiri ile kavgalı. Kimse kimseyi beğenmiyor, ben gerçek Müslümanım diyor. Herkes kendi anlayışını tek gerçek kabul ediyor.

 

Din istismarcıları mazlumu oynuyorlar, kabadayılığa yöneliyorlar.

Emperyalist vahşi kapitalizm; Müslümanları perişan etmeye devam ediyor.

 

Müslümanlar liderlerin alimlerini şeyhlerini ve kendilerini eleştirmelidirler.

Yeniden dirilişin sancıları artıyor. Ufukta aydınlanmanın parıltıları ışıldamaya başlamıştır.

 

Günün Sözü: Akıl ve Bilimden uzak anlayış, insanları huzur güven ve mutlu olmaktan mahrum bırakır



Bu yazı 200 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Ekim 2018 İKTİDAR SAVAŞI VE PROPAGANDA
    • 9 Ekim 2018 SİYASAL/EKONOMİK ŞEKİLLENDİRME
    • 1 Ekim 2018 ABD-NATO VE TÜRKİYE
    • 4 Aralık 2017 ÖVÜLENLER, ELEŞTİRENLER, SUÇLANANLAR KİM NE?
    • 29 Ağustos 2017 Mikrodalga ile Beyin Kontrolü
    • 21 Ağustos 2017 Kimler Neleri Tartışıyor
    • 14 Ağustos 2017 Egemenlik Duygusu Stratejik Aldatma ve Yanıltma
    • 7 Ağustos 2017 Sinsi Hainler ve Robotlaştırılanlar
    • 31 Temmuz 2017 Mürteciler Yobazlık ve Kimlik Parçalanması
    • 24 Temmuz 2017 Sapkın İslamcı araplarçıların Çığırtkanlığı
    • 17 Temmuz 2017 Ders Almasını Bilmek
    • 10 Temmuz 2017 Güveni İstismar Edenler
    • 3 Temmuz 2017 Kirletilen Solan Adalet
    • 29 Haziran 2017 Küresel Odaklar ve Türkiye
    • 19 Haziran 2017 Çığırtkanlar Güven ve Umut
    • 12 Haziran 2017 Yalan Rüzgarı, Kin, Nefret Fırtınası
    • 5 Haziran 2017 Vahhabi Selefi Haşhaşiler Zihniyeti ve Türkiye
    • 29 Mayıs 2017 Bilgi Algı Medya Hukuk
    • 22 Mayıs 2017 Duyarlı Olmak Ama Neden Nelere?
    • 15 Mayıs 2017 Kuklalar Görevliler ve Karar Vericiler

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    12,801 µs