En Sıcak Konular

Aziz Dolu

Atabey
Aziz Dolu
27 Mart 2013

Sekeller.. Atilla'nın Torunları Ayakta



Sekeller.. Atilla'nın Torunları Ayakta

Sekelistan da neresi diye soracak olursanız.. Sekelistan, Karpat Dağlarının doğusu ile Transilvanya'nın batısı arasında yer alan; 13,500 km2'yi bulan yüzölçümüyle Lübnan'dan daha büyük; 700,000 kişiden oluşan nüfusuyla da İzlanda'nın 2,5 katı olan bir ülke olarak tarif edilmektedir. Dil yönünden Macar lehçesinin şivelerinden birini konuşmakla birlikte, Macar olmayan Sekellerin kökeni Atilla'ya kadar uzanır. Batılıların ifadesiyle 'Tanrı'nın Kırbacı' Atilla'nın 453'teki ani ölümü, Avrupa Hun Devletinin dağılma sürecine girmesine yol açmış; sonrasında da 3000 kadar Hun savaşçısının Karpat Havzası'nda muhkem bir yere çekilerek, buraya yerleşmeleri, günümüzün Sekellerini ortaya çıkarmıştır. Ortaçağ Macar tarihçileri de Sekeller için Atilla'nın torunları ifadelerini kullanmışlardır. Sekellerin idari yönden 6 boya ve her boyun da 4 kola ayrıldığı; bu boy ve kolların birçoğunun adının da Türkçe olduğu ifade edilmektedir. Atilla'nın ölümünden, Macarların 895'te Avrupa'ya ayak basmasına kadar geçen 4 asırlık sürede varlıklarını devam ettiren Sekeller bu tarihten sonra ekseriyetle Macarlarla birlikte hareket etmişlerdir.

Efsanelerle iç içe geçmiş gibi duran bir tarihî geçmişe sahip olan Sekellerin, Göktürk Alfabesinin devamı niteliğinde bir alfabeleri vardır. Milli renkleri mavi olup; bayrakları gök mavisi üzerine altın sarısı bir güneş ve gümüş rengi bir hilâlden meydana gelir.  Dil olarak, Macar lehçesinin bir şivesini konuşmalarına rağmen konuştukları şivede oldukça katı bir büyük ünlü uyumu göze çarpar. Bu durum, Türkçe ile olan yakın akrabalığın bir tezahürüdür.

Sekeller 1000'li yılların başında Transilvanya bölgesinde Sekel Krallığını kurmayı başarsalar da tarih boyunca ekseriyetle Macaristan'ın bir parçası olagelmişlerdir. Mohaç ovasında, 1526'da yapılan savaşın Osmanlılar lehine kesin (net) bir zaferle sonuçlanması ve bizzat Bizans İmparatorunun beyanıyla 'Türkiye Kralı' lütufkâr Geza'nın yurdu olan Macar ovalarının Osmanlıların hâkimiyetine girmesi üzerine Sekeller de Osmanlı Devleti'ne tâbi olurlar. Osmanlı, Sekellere bir nevi özerklik verir ve bu bölge Erdel Beyliği (prenslik) olarak varlığını sürdürür. Osmanlıların, iki asırdan fazla yönettiği Orta Avrupa'dan çekilmek zorunda kalması, bölgenin 1691 yılında Avusturya'nın eline geçmesine yol açar. Buna rağmen Sekeller ile Osmanlı Devleti arasında karşılıklı saygı, sevgi ve anlayışa dayalı bir siyasetin devam ettiği görülür. Sekel halkı Osmanlı adaletinden o kadar memnun kalmıştır ki 1877'de 93 Harbi adıyla meşhur Türk-Rus Savaşı patlak verdiğinde, Osmanlı kuvvetlerine yardımcı olmak için Sekel Lejyonu adıyla bir birlik kurarlar ve Osmanlı saflarında savaşırlar.

Osmanlı Devleti zamanında Erdel Beyliği olarak varlığını sürdüren, daha sonra Macaristan'a tâbi olarak yoluna devam eden Sekel ülkesi 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Macaristan'dan koparılarak Romanya sınırlarına dâhil edilir. Haddizatında 1. Dünya Savaşı Osmanlıların, 2. Dünya Savaşı ise Macarların felâketi olmuştur. Fransa, yanı başında büyük ve ilerde güçlenecek bir Macaristan istememiş ve İngiltere'yi de ikna ederek Macaristan'ın parçalara ayrılmasını sağlamıştır. Bu parçalanma sürecinde, Macarca konuşan insanların üçte biri başka halkların tahakkümüne sokulur ve Sekelistan'ın kaderi de Romanya'ya peşkeş çekilmek olur. Bu durumu hiçbir zaman kabullenmeyen ve millî kimliklerinden asla kopmayan Sekel Türkleri 1990 yılında Genç Sekeller Forumu adı altında örgütlenmiş ve millî simgelerini her ortamda (platform) kullanmaya başlamışlardır. Söz gelimi Göktürk Alfabesinin devamı niteliğindeki millî Sekel alfabesine geçilerek, yerleşim birimlerinin girişlerine bu alfabe ile yazılmış tabelalar asılmıştır. Genç Sekeller, 2003 yılında Millî Sekel Konseyi adını alarak yoluna devam etmiştir. Gelinen noktada ise 10 Mart 2013 tarihinde bağımsızlıklarını resmen ilân edip; Romanya'dan ayrılacaklarını açıklamışlardır. Romanya, bu durumu engellemeye çalışsa da Sekeller için artık ok yaydan çıkmıştır. Macar boyundan olmamalarına rağmen tarih boyunca Macarlarla kader birliği içerisinde olmuş bir topluluk olmaları hasebiyle Sekellerin doğal müttefiki olan Macarlar da gelişmeleri yakından takip etmekte ve bu topyekûn Sekellerin yanında yer almaktadırlar. Bağımsızlık, Macaristan'la birleşme ya da en azından bölgesel özerklik talepleri ile masaya oturacak olan Sekeller, Türk Dünyası'nın kendilerine destek vermesini beklemektedirler.

Macarlar ve Sekeller arasındaki tarihî geçmişe baktığımızda Macarların, zaman zaman Sekelleri Macarlaştırma gayretlerine şahit olunsa da iki halk arasında herhangi bir siyasî sorun göze çarpmamaktadır. Estonya, Letonya, Lituanya vd. misallerden yola çıkan Sekeller bağımsızlığı doğal bir hak olarak görmektedirler. Dahası son dönemlerde Rusya Federasyonuna bağlı özerk bölgelerde de bağımsızlık taleplerinin yüksek sesle dillendirildiği gözlemlenmektedir. Sekelistan'ın bağımsızlığını kazanması halinde yakın gelecekte Tataristan, Çeçenistan, Abhazya, Sakha (Saha) gibi Turanî toplulukların da benzer taleplerle ortaya çıkmaları ihtimal dâhilinde gözükmektedir ki bu süreç Rusları, Uralların doğusundan söküp atacak uzun soluklu bir direnişi de beraberinde getirebilir. Bütün bu gelişmelerin ışığında Türkiye-Azerbaycan-Kırgızistan ve Moğolistan tarafından kurulan; Kazakistan'ın şimdilik gözlemci olduğu ve Macaristan Millî Meclisi'nde 3. sırada bulunan JOBBİK Partisi'nin -iktidara gelmesi halinde- katılmayı düşündüğü, Macaristan'ın katılmayı düşündüğü, kimilerince 'Turan Ordusu' olarak adlandırılan ortak ordu projesi önemli bir gelişme olarak değerlendirilmelidir.

Yeri gelmişken, Sekelistan sorununun tarihî arka planına inmekte fayda vardır. Bu arka plan da, Avrupalıların Macarları ve diğer Turanî toplulukları -Hıristiyan olsalar dahi- hiçbir zaman benimsemedikleri gerçeğidir. Onlar için, Macarlar ve tarihi süreçte her daim Macarlarla birlikte hareket etmiş olan Sekeller Papa'ya diz çöktürmüş kudretli Türk Atilla'nın torunlarıdır ve hep öyle kalacaklardır. Tıpkı Alpaslan gibi, Selâhaddin gibi, Fatih gibi!.. Gelin, şimdi bu görüşümüzü somut bir belgeye dayandıralım ve İngiltere'nin, 1. Dünya Savaşı sonrasında Versay anlaşmasını imza için gönderdiği heyetin sekreterliğini yapan Harold Nicolson tarafından kaleme alınan "Peacemaking 1919" adlı kitabın sayfalarına hep birlikte göz atalım: "Macaristan'a karşı olan hislerim daha başka idi. Bu Turanlı kabileye karşı geçmişte ve halen kuvvetli bir nefret duyduğumu itiraf ediyorum. Kuzenleri Türkler (Osmanlılar) gibi birçok şeyi yok edip, hiçbir şey ortaya koymadılar."

Yoruma mahal yoktur sanırım!..


Aziz Dolu Atabey

Serik-19.02.2013 Salı

Büyük Türkiye

http://www.facebook.com/groups/azizdolu/

Edebiyat ve Müzik

http://www.facebook.com/groups/edebiyat.muzik/

 



Bu yazı 883 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Temmuz 2017 Ömer Halisdemir
    • 5 Temmuz 2017 Musul; Nureddin Zengi'nin Yadig
    • 23 Mayıs 2017 Ra, Rab, Tanrı ve Türkler
    • 7 Mart 2017 Türkiyeyi Ve Dünyayı Anlamak
    • 14 Ocak 2017 Rainadan, Radikalizme
    • 1 Ocak 2017 İslam, İslamcılar ve Anarşizm
    • 22 Aralık 2016 Kurt Ulur, Vatan Kurtulur
    • 7 Aralık 2016 Şangay Bilmem Ne Kaçlısı
    • 20 Kasım 2016 Başkanlık Tartışmaları
    • 20 Kasım 2016 Fıratın İki Yakasını Bir Araya Getirmek
    • 7 Ekim 2016 Bir Meşrep Olarak Alevilik
    • 22 Eylül 2016 Piruz Dilenci; Güney Azerbaycanın Özgürlük Ateşini Harlayan Adam
    • 11 Eylül 2016 Bu da oldu; Atatürkün resmine sansür
    • 31 Ağustos 2016 Yüksekova İl Olmalı
    • 18 Ağustos 2016 Yapılandırma Ayarlarına Dönüş
    • 8 Temmuz 2016 Atatürk Türkiyesinden, Humeyninin İranına
    • 2 Temmuz 2016 Akıl ile vicdanın hasbıhali
    • 2 Temmuz 2016 Almanların Maskarası, Çerkezlerin Yüzkarası
    • 29 Mayıs 2016 Bir, Üç, Beş
    • 23 Mayıs 2016 Otizmliler, ille de AKP diyormuş

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,357 µs