En Sıcak Konular

Aziz Dolu

Atabey
Aziz Dolu
10 Mart 2013

Avrupa Hunları ve Sekeller - 2



H.K : Bizde de doğum yapan kadına Anadolu da Albasar dedikleri adet gereği kırmızı eşarp takdırırlar.Çocuğu da sarı giydirirler.

J.D : Üç kez dua okurlar. Bizde Vaftiz olurlar çocuklar çok ufakken daha 3 aylıktan sonra hatta daha önce kilisede papaz Vaftiz eder ve dua okur. Çocuğun bir de Vaftiz Annesi ve Babası olur. Bu genelde bir problem olduğunda bu Vaftiz veliler çocuğa destek verirler.

H.K : Orada çocuğa isim verme adeti nasıldır. Çocuğa verdiğiniz isimler genellikle kimin isimleridir. Bizde çocuklara genellikle dedesinin ve ebesinin ismi verilir siz de böyle bir adet var mı?

J.D : Bazen dedenin bazen babasının ama artık çok değişik farklı isimler de koyuyorlar. Hatta derler ki büyük Miháil küçük Miháil diye çağırırlar.

H.K : Sizde erkek çocuklar da eskiden sünnet olma adeti var mıydı?

J.D : Hic olmadı bizde. Bu bence eskiden de yoktu Müslümanlıktan gelen bir adettir. İslam halklarında bu adet benim kişisel fikrim çok önemli aslında ve çok sağlıklı bir adettir.

H.K : Bizede İslam emri diye birtakım Arap adetleri girmiş onları ayıklamak için soruyorum özellikle

J.D: Eskiden duayı biz mesela kolumuzu uzatarak ellerimizi acık tutarak yapardık. Dua her zaman Göklere el açılarak yapılırdı. Bu da sonradan 800 lü yıllardan sonra Géza fejedelem den sonra değişmiştir.Dualar genelde her zaman okunurdu tarlaları ektiğimiz zaman özellikle.

H.K: Dualarınız nasıldır?

J.D : Tanrım bize yardım et sesimizi duy şeklindedir ama eski dualarımız başkaymış yane tanru yarattığı her şeylen birdi biz de tanrını bir parçasıydık kesinlikle korkuyla dua etmedik çünkü bizi seven bir ata gibiydi Tengri.

H.K : Eski dualarınızı hatırlıyorsunuz mu?

J.D : Gökyüzüne bakarak ve kollarımızı kaldırarak ellerimiz acık şekilde dua ettik

H.K : Tam metni var mı?

J.D : Sadece kitaplardan okudum. Tanrı ki her şeyi sen yarattın ve her şeyin yolunu sen bilirsin Yukarda olanları da yerde olanları da. Senin isteğin kutsal ve istediğin şekilde olsun, Amin. Kesinlikle yadırgama ve öfke kin yoktu çünkü her şeyin sebebi yukardan belirlenir yani kader dedikleri şey. Halkın bir de her şeyi yöneten çok büyük inanca sahip önderleri vardi TÁLTOS'lar bunlar bir ŞAMAN di. O İnancı halk devam ettirdi. Yasakladılar çok ŞAMAN'ı öldürdüler ama yine de halk kuşak kuşak bu inanç ve bilgileri devam ettirdi babadan oğula kuşaktan kuşağa devam etti. Zaten bu otlarla olan tedavileri de hep bu eski Táltos'lardan öğrenmişlerdir. Bu bilgiler Göktürk alfabesiyle yazılmış runik yazılardır gizli gizli sakladılar bilgileri. Kadınların bir kutsal rolü vardı. İnançları ve bu bilgileri de Analar kızlara öğretmişlerdir.Tansiyonu olanlara elma ağacının kökünü meyve alkolüne ilave ederler ve onu içirirler.

H.K : Sizde önceden hangi hastalıklar nasıl tedavi ediliyordu. ŞAMAN'ların tedavi yöntemleri nasıldı?

J.D : Hastalığın ağırlığı ve şekline göre değişik tedaviler uygulamışlar. Mesela üşütmüş boğazı ağrıyan kişilere bir kesme şekere biraz petrol dökerler içirirler boğaz ağrısı geçer. Bana bile annem verdi ve iyileştim. Çaylar Ihlamur içirirler ve sıcak örtü ile örterler. Hastanın Terlemesi sağlanır. Bazen soğan ve kimyon kaynatırlar nu içirirler. Eğer birisinin ayağı donmuşsa soğuktan lahana yaprağı sararlar. Eyer birisi akciğerini üşütmüşse yaban turpu rendelerler ve göğsüne koyarlar. Çiçek hastalığına yakalanan çocuğu ısıtılmış fırın içerisine çocuğu ısıya dayanabilecek derecede tutarlar hastalık geçer.

H.K: Bizde çocukların ilk dişi çıktığın da "hedik" dediğimiz buğdaydan kaynatılmış içerisine nohut konmuş bir çerez türü vardır. Komşulara dağıtılır? Sizde böyle bir adet var mı?

J.D: Bilmiyorum onu

H.K: Çocukların kıyafetlerine nazar bocuğu veya ağaç parçasından yapılmış nazarlık takarlar bizde, sizde de böyle adet var mı?

J.D: Bizde alttan giydiği küçük gömleği ters giydirdiler nazar değmesin diye

H.K: Bizde çocuklara tahtadan beşik dediğimiz bir yatak yaparlar sizde böyle bir adet var mıdır?

J.D :Bizde köylerde çocukları beşiğe koyarlardı . Gyimes tarafinda da yalak içine koyarlar.

 

Beşik

H.K : Evlenme adetlerine geri dönersek gelinin ve damadın eline kına yakma adeti var mıdır? Kınanın ne olduğunu biliyor musun?

J.D : Evlilik törenleri çok ilginç kına bizde yok ama kına gecesi ne benzer bir tören var. Kız arkadaşlarıyla birlikte olur ve genelde üzüntülü şarkılar söylerler. Bu bir nevi anne evinden vedadır.

H.K : Bizde bu adetin adı Gelin ağlatmadır.

J.D : Evet bizde de Gelin ağlatmadır.

J.D : Nikah kıyıldıktan sonra halk damadın ve gelinin başından çiçekler be buğday dökerler evlilikleri bereketli olsun bol bol çocukları olsun diye.

H.K : Enterasan demek ki bu adet Orta Asya'dan gelme, bizde de Gelin Damadın evine inerken başının üzerinden buğday saçılır.

J.D: Gelinin bütün çeyizini at arabasına yüklenir orada çeyiz sandığı yatağı süslenmiş el işlemeleri dikilmiş güzel yastıkların üstüne gelini oturtur ve bütün köyün ortasında damadın evine kadar götürürler. Herkes seyreder gelin de en güzel elbiseleriyle ve saçlarında taç takılmış şekilde görülür. Evlilik törenleri çok görkemli ve çok eski gelenekleri taşır. Düğünden sonra gelinin saçlarını topuz yaparlar bu topuzu en son bir eşarpla kapatırlar.

 

Çeyiz Arabası

H.K : Sizde Gelin ve Damadın sağdıç dediğimiz yardımcısı danışmanı var mıdır?

J.D : Evet " vöfély " diyoruz bu kelime anlamı ışık veren aydınlatan demektir.

H.K: Düğünler de silah atma at yarışı veya güreş gibi adetleriniz var mı?

J.K : Biz de kırbaç patlatma derler bazı köylerde bir sopanın ucundaki deri ip genelde atları kovalarken elde tutulan deriden yapılmış ip. Bizde bir de BARANTA denen bir oyun var uzun çubuklarla oynanır.

H.K : Japonlar da " kenda" denen bir spor dalı var onamı benziyor?

J.D : Evet aynı benziyor.

H.K : O zaman sizin Japonlarla da akrabalığınız var.

J.D : Baranta cok eskiden kalmis bir orta asyadan gelme bir oyundur.Hala gruplar var bu törenleri devam ettirirler. Macaristandaki Turan Kurultayında da vardı.Bir de yay çekip ok atma yarışı vardır. Atin üstünde ok atılır hareket halindeyken.


Baranta Oyunu

H.K: Yemek kültürünüzü çok merak ediyorum.Ne tür yemekler yaparsınız.Yani et yemekleri hamur yemekleri sebze ve balık tavuk türü yemekleriniz nelerdir?

J.D: Yemeklerimiz cok cesitleri var ve bazileri tam türk mutfağının aynısıdır. Hamurdan yapılanlar var, sarmalar ve dolmalar var sebzelerden yapılan salatalar ve hatta turşularımız aynıdır. Türkiye'de yaşadığım için aynı turşuları gördüm ve çok nefisler. Balıkları unla kızartırız. Baharatlarda çok benzerlik gördüm. Yemeklerimiz: lahana sarması, biber dolması, köfteler, kekler hatta en önemlisi sizde somun denen ekmek bizde de fırında pişirilir. Sizdeki katmere ve bazlama ya benzeyen ekmeklerimizde var.

 

Biber dolma

 
Lahana sarma

Yoğurt aynı sizdeki gibi yapılır. Yoğurt bizde yanık tedavisi için cilde sürülür. 

H.K: Aynı uygulama bizde de vardır.

 

Somun Ekmek

Hunların 4 boy ve her boyun 6 kolu olduğunu söylemiştin bunların isimleri nelerdir?

J.D: Bazı yerlerin ve bölgelerin ismi bunlarin ismini tasiyor. Bunlardan bildiklerim; Vácmány Nagyadorján, Csík, birda garasındaki yerin adı Tuzla, Köktürklerde de Cik tutuk vardi Sekellerde bir bölgenin ismi Csík buraya hudut en batı tarafı Sekelistanın bu Csíkszereda belki bu yüzden bu isim veridi. Birde Kál adlı yer var. Székelykál kal = yerinde kalmak anlamı taşıyor yani vatanı korumak amacıyla burada yerleşmişler ve köyün ismi şu an Székelykáldır. Nagyadorján, Uzonka bir yer ismi de oğuzca bir isimidir. Adorján = odurman, Vácmány bu kelime İngilizce, CsikMacarca, ama en ilginci Tuzla kelimesidir.

 

Sekelistan Cumhuriyeti

H.K: İstanbul'da bir semtin adıdır Tuzla başka Balkan Ülkelerinde de de var.

H.K : Anadolu'yla Orta Asya'yı birbirine bağlayan kültürel bağlar arasında bir de tamga dediğimiz şeyler var sizde de bu şekilde işaretler varmıdır?

J.D: Belki eski paralar ve Amuletler vardı runik yazılı paralar bulundu Tatárlaka da, bunlar en az 7000 senelikdir.

H.K: O runik yazıların ve paraların resimleri varmıdır? Amulet nedir ne demek ne anlama geliyor?

J.D: İnsanlar boyunlarına asarlar veya yakalarında taşırlar ve üstünde bir dua yazilidır. Boldogasszony.

 

Muska

J.D : Yani üzerinde eski tanrımıza hitaben bir dua yazılıdır.Macar Sümerolog Jos Ferenç bu yazıyı okumustur.(Bizi koruyan! Her sırrın görkemli Tanrıcası. Bizleri gözeten iki gözün bizi korusun.Göktanrımızın isiginda!)

H.K: Bizde buna muska derler.

H.K: Biz musganın islamdan gelen bir adet olduğunu biliyorduk o zaman bu adetin İslam'dan gelen bir adet olmadığı anlaşılıyor.

J.D: Kesinlikle muska adeti size İslam'dan gelmemiştir çok eski gök Tengri inancından gelmiş bir inanıştır.

H.K: İçerisine Kur'an'dan dua yazar koyarlar.

H.K : Bir de şu taltoslar konusunu hala anlayamadım. Bunlar bir tür şifacı dediğimiz Şaman'laramı benzer?

J.D: Evet. Taltoslar Şaman'lara benzerdi. Táltoslar o eski dönemlerde cok büyük bilgilere sahiptiler mesela insanları hastaliıklardan iyileştirirlerdi ve geleceği bilirlerdi. Ateşin dumanından geleceği görürler ve söylerlerdi. Onlar Şamanlardan önceki Din adamlarıydı.

H.K: Biz onlara falcı veya kahin diyoruz.

J.D: Bir ağacın üstüne yerleşirler ve orada üst dünya ile iltibat kurarlardı.

H.K: Bizde buna Ruh çağırma derler.

J.D: Bu farklı bir şeydir. Herkes Toltosolamaz. Fazla bir kemik olması lazım elinde.

H.K: Yani doğuştan 6 parmaklımı olması gerekir?

J.D: Evet, ondan bilirler ki, bu çocuk ilerde táltos olacak diye. Onlarin yüzü örtülüdür ve taç takarlar geyik boynuzuna benzer. Bir davulları vardır. Onun sesi farklı bir frekans sesi verir. Onlar ruhi olarak yükselirler ve gök yüzündeki ruhlarla bağlantı kurarlar.

Eski dokuman yok ama HoppálMihály bir araştırmacı bu Şaman bölgelerini araştırdı ve fotograflar topladı aslinda eski Hun Halkıda aynen öyle görünüşü fark yoktu eski mongol burjátve mandju táltoslár macar táltosaynesi gelecegi bilmişlerdir.

Hayvanlarla bile telepatik komünikasyon yapabililrer insanların düsüncelerini okurlar ama en önemlisi hastalıkları tedavi ettiler.

H.K: Telepati için hangi yöntemler kullanıyorlardı?

J.D: Dünya evrenler Kutup Yıldızı ve bir Hayat ağacı vardır dünyamızın göbeği bu hayat ağacına bağlıdır bu bilgileri yukarı ile irtibat kurarak verdiler.

Onların yaşamı ve eski Hunların yaşamı zaten evrene ve doğaya saygıdan ibarettir.

H.K: Enteresan doğaya saygı konusunda ABD'de yaşayan Kızılderililerle aynı hassasiyetleri taşıyorsunuz.

J.D: Hayvanlara ve sulara saygı ana toprağa saygı genç ağaçları kesmezler ve ay yeni doğarken harekete geçerler bu çok önemlidir. Yani dolunay çıktığı zaman savunmaya çekilmişler evlilik kıymamışlar çünkü yeni ay şans ve bereket demektir bunları Şamanlar bilirler ve halk onlara saygı gösterir krallar bile.

Tengrikut'un hayatını okudum ve çok enteresanmış Tengrikutu bir Táltos büyütmüş ve kurdu vardı bir de şahini onlarla konuşuyordu en son Çinlileri yendi ve Hunları teşkilatlandırdı bir araya topladı aynı Metehan gibi taltosları bir de yardımcı ruhları kullandi.

 

Taltos

H.K: Cenaze adetlerinize gelmek istiyorum birisi vefat ettiğinde ne yaparsınız?

J.D: Öleni yıkarlar ve evin içine giydirilmiş şekilde uzatırlar sonrada 1 veya 2 gün bekletirler.

H.K: Öleni yıkama protestanlıktan gelmemidir öncesindenmidir?

J.D: Bilmiyorum galiba eskiden aldılar, ağladılar yanında ve dualar okudular.

(Devam edecek)



Bu yazı 1,460 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Temmuz 2017 Ömer Halisdemir
    • 5 Temmuz 2017 Musul; Nureddin Zengi'nin Yadig
    • 23 Mayıs 2017 Ra, Rab, Tanrı ve Türkler
    • 7 Mart 2017 Türkiyeyi Ve Dünyayı Anlamak
    • 14 Ocak 2017 Rainadan, Radikalizme
    • 1 Ocak 2017 İslam, İslamcılar ve Anarşizm
    • 22 Aralık 2016 Kurt Ulur, Vatan Kurtulur
    • 7 Aralık 2016 Şangay Bilmem Ne Kaçlısı
    • 20 Kasım 2016 Başkanlık Tartışmaları
    • 20 Kasım 2016 Fıratın İki Yakasını Bir Araya Getirmek
    • 7 Ekim 2016 Bir Meşrep Olarak Alevilik
    • 22 Eylül 2016 Piruz Dilenci; Güney Azerbaycanın Özgürlük Ateşini Harlayan Adam
    • 11 Eylül 2016 Bu da oldu; Atatürkün resmine sansür
    • 31 Ağustos 2016 Yüksekova İl Olmalı
    • 18 Ağustos 2016 Yapılandırma Ayarlarına Dönüş
    • 8 Temmuz 2016 Atatürk Türkiyesinden, Humeyninin İranına
    • 2 Temmuz 2016 Akıl ile vicdanın hasbıhali
    • 2 Temmuz 2016 Almanların Maskarası, Çerkezlerin Yüzkarası
    • 29 Mayıs 2016 Bir, Üç, Beş
    • 23 Mayıs 2016 Otizmliler, ille de AKP diyormuş

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,052 µs