En Sıcak Konular

Yakup Musa

Hakikat
Yakup Musa
31 Ağustos 2012

AKP'NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ



 

 

 

 

            AKP’nin hazırladığı paketin arkasında bir siyasal uzlaşmadan söz etmek mümkün değildir. Ana muhalefet partisi CHP ve MHP pakete karşı olduklarını açıkça beyan etmişlerdi. DSP ve BDP’nin de şartları vardı. Fakat şimdiki tutumları ile yeni anayasada vazgeçilmez maddelerinden söz edilmemesine rağmen yine de tabanlarından gelen itirazlara rağmen tam destek verdikleri demeçlerinden anlaşılmaktadır.

 

            CHP Milletvekili Atilla KART yaptığı açıklamada; katılımcılığın olmadığını, sürecin AKP’ye teslim edildiğini söyledi. MHP’nin de anayasa çalışmalarında pek etkin olduğu söylenemez. O da AKP’ye destek çıkmakta, değiştirilemez maddeler konusunda hassas davranmamaktadır.

           

            Yeni anayasa taslağında, anayasanın ilk dört maddesi olan;

  

            1.      Devletin şekli,

            2.      Cumhuriyetin nitelikleri,    

            3.      Devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağı, Milli Marşı ve başkenti,

 

            4.      Değiştirilemeyecek hükümler.

 

            Anılan hükümlerin yeni anayasa taslağında yeraldığı görülmemektedir.

           Meclis Televizyonunda yayınlanan “Yeni Anayasa Reklam Spotu”nda anayasa tanıtımında yeni anayasa şu başlıklar altında anlatılmakta; “Demokratik, Özgürlükçü, Eşitlikçi, Hukukun üstünlüğüne dayalı İnsan haklarının güvencesi” belirtilen yeni anayasa başlıklarında “Laiklik, ATATÜRK milliyetçiliği, milli dayanışma ve adalet anlayışı, TÜRKİYE Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür, dili Türkçedir” ilkelerinden, “Türk bayrağından, başkentinden ve İstiklal Marşından” yine hiç söz edilmemekte, dolayısıyla bizde bu olmazsa olmaz ilkelerden/maddelerden vazgeçildiği düşüncesini uyandırmaktadır.    

 

            T.C. Anayasasının 4’ncü maddesi Anayasanın bu ilkelerinin değiştirilemeyeceği, değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini belirtmesine rağmen yeni anayasa reklam spotunun Cemil ÇİÇEK’in onayıyla yayınlanması “ATATÜRK Milliyetçiliğinden, TÜRKİYE’nin bölünmez bütünlüğünden ve resmi dilin Türkçe olmasından söz edilmemesi bu ilkelerden vazgeçildiği anlamına mı gelmektedir? Anayasanın 4’ncü maddesine göre böyle bir reklam suç teşkil etmektedir!

 

            Bugünlerde başkanlık sistemi gündeme getirilmekte, tartışmaya açılmaktadır. “Başkanlık Sisteminin” kabulü üniter yapının son bulması federal yönetime  geçme anlamına gelmektedir. Bu bizim için son derece tehlikeli bölünmemize neden olabilecek bir girişimdir. Yine bugünlerde İSPANYA’nın da federal yönetime geçmesi örnek olarak gösterilmektedir. İSPANYA’nın siyasi yapısı bizimkiyle kıyas olmayacak kadar farlılıklar arz etmektedir. Ülkede mevcut 17 özerk bölge 1978 anayasası ile kabul edilmemiş, Roma öncesinden itibaren varlıklarını sürdürmektedirler. Anayasalarının 137’nci maddesi İspanyol halkından, İspanyol milletinden ve “İspanyol milletinin bölünmez birliğinden ve bütün İspanyolların bölünmez vatanından” söz etmektedir. Aynı maddeler AB ülkelerinin anayasalarında da geçmektedir. Türklük kavramı anayasadan çıkartılırsa o garabete kesinlikle anayasa denilemez. İspanyol halkına verilen kendi özerk bölgelerindeki dil serbestisi ancak özerk bölge halkı olmaları meclis ve anayasalarında onaylanmasından sonra kazanılmıştır. Kürtlere dil konusunda serbestlik, hak tanınması ancak kendilerine özerk siyasi yönetim durumunda tanınabilecek bir haktır. Ama anayasa hazırlıklarında öncelikle yerel yönetimlerin kuvvetlendirilmesi, arkasından önce özerk sonra ABD ve İsrail’e bağımlı kukla bir Kürt devleti kurulacağı gözükmektedir.

 

  Ülkemizin coğrafi yapısı gereği İsrail’in eski ahitte yer alan “vaat edilmiş topraklar” üzerinde bulunması, sürekli ülkemize, IRAK, İRAN ve SURİYE’ye karşı “kürt kartını” kullanması, bu ülkelerde BOP Projesi gereği sınırlarında değişiklikler yapması, bölmeye kalkması planları bulunmakta bu tehlikeli girişimden TÜRKİYE olarak biz de etkilenmekteyiz. Bu durumda üniter yapının özellikle korunması lazımdır, gereklidir. Üniter yapımızdan vazgeçip, başkanlık sisteminin bir getirisi federe düzene geçişimiz “bölünme” anlamına gelmektedir. Hazırlanan anayasanın bölücü olduğuna dair iddialar hükümet tarafından yalanlanmamakta, mevcut haliyle federatif düzene geçileceğini önce özerk sonra ABD ve İsrail kuklası bir Kürt devleti kurulacağı anlaşılmaktadır.

 

            Türkçe diliyle birlikte başka dillerinde beraber kullanılması ülkede dil birliğini bozacak, kargaşalığa neden olacağı kaçınılmazdır. Bize Kürtçe dil serbestisi getirmemiz için dayatan batılı dostlarımız(!) kendi ülkelerindeki uygulamalarında ise tamamen farklı davranmakta, devlet yazışmalarında, okullarında, kendi öz dillerinin haricinde hiçbir dili kabul etmemekte, dil birliği konusunda oldukça katı, kesin davranmakta hatta kendi ülkelerine gelecek yabancı uyrukluların kendi dilini öğrenmeleri şartıyla oturma hakkı tanımakta, buna mukabil bize dil özgürlüğü altında kargaşaya, dil birliğinin bozulmasına neden olacak şer uygulamayı dayatmaktadırlar.

 

  Dil birliği ve üniter yapımız bizleri bir arada tutan, her etnik kökenden insanlarımızı birleştiren, bağlayıcı unsurlardır. Bu bağlayıcı/birleştirici bizleri bir arada tutan unsurların ortadan kaldırılması son derece tehlikeli, hızla dağılmamıza, çözülmemize neden olabilecek tehlikeli girişimlerdir.

 

            Ama AKP’nin tüm uyarılara rağmen bu tehlikeli girişimleri yine de anayasaya sokacaktır.  TBMM’deki oylamada BDP, DSP ve bağımsızlarında oylarını almaya çalışacaklardır. Değişikliğin bu haliyle referanduma götürüleceği kesinlik kazanmış bulunmaktadır.

 

            Halen süreç oldukça sancılı geçmekte, Anayasadaki değişiklik maddeleri incelendiğinde CHP haklı olarak Anayasa Mahkemesine gideceğini söylemiş fakat halen mevcut yönetimden bu konuda bir girişim olmamıştır. CHP’nin referandum öncesinde başvurusu yürütmeyi durdurma talebini de içeriyordu. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim KILIÇ böyle bir olasılık nedeniyle partiler arası uzlaşma yapılmasını istemiştir. Anayasa Mahkemesi kararı belirleyici yönde bulunmaktadır.

 

            Yeni  anayasa paketi; parti kapatma davalarında Mecliste kurulacak komisyonun yetkilendirilmesi, bu komisyondan izin alınmadıkça Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı dava açamayacak, bu durum kuvvetler arası ayrılığı ilkesine ters düşmektedir.

 

            Böylece Anayasa ile çatışan partilerin kapatılması zorlaşacak, art niyetli, bölücü, dıştan destekli partilerin açılmasına, mevcut olanların da siyasi hayatlarını sürdürmelerine neden olacaktır.

            Elbette temennimiz suça bulaşmadığı, dış mihrakların emirleri doğrultusunda hareket etmediği müddetçe partilerin kapatılmaması, seçimle gelip seçimle iktidardan uzaklaştırılmalarıdır. Fakat ülkemiz içerden ve dışardan şer odaklarca kuşatılmış durumdadır. Parti kapatmanın zorlaştırılmasının ileride geri dönüşü olmayan sakıncalar doğurması muhtemeldir.

 

            Hükümet ve muhalefet arasında partilerin kapatılmasının zorlaştırılması yönünde siyasi uzlaşı mevcuttur. Ancak bunun yöntemi konusunda uzlaşma yoktur. Düzenleme Mecliste grubu bulunan bütün siyasi partilerden beşer kişinin katılımıyla söz konusu komisyonun kurulmasını ve 2/3 ile karar verilmesini öngörmektedir.  Bu düzenlemenin sakıncalar doğuracağı büyük bir ihtimaldir. Örneğin; hakkında kapatma davası verilen partinin de bu komisyonda yer alacak olması. Herhalde dava açılan partinin benim hakkımda dava açın demesini bekleyemeyiz. TBMM’de iki parti grubu olur ve biri hakkında dava açılırsa bu komisyon nasıl bir karar verecek? İkisi hakkında da dava açmak mümkün olmayacak. İki partinin de birbirlerini kollayacağı kesindir. Buna benzer örnekleri çoğaltmamız mümkündür.

 

            Anayasa paketi bugünkü haliyle yasallaşırsa hem hukuki hem siyasi yönden sürekli bir sıkıntı, tartışma konuları oluşturacaktır.

 

            Anayasa değişikliği bir paket olarak getirildi. Bu pakete önümüzdeki günlerde ilave maddeler olabilir ve çıkartılabilir. Referanduma paket bir bütün halinde sunulmaktansa,  YSK’nın düzenleyeceği bir oy pusulasında “madde madde milletin oyuna sunmanın” daha doğru olacağı kanaatindeyiz.

 

            Üstelik yangından mal kaçırır gibi konuyu aceleye getirmeden TBMM’de bütün maddelerin kapsamları incelenerek doğurabileceği sakıncalar değerlendirilerek tartışma sürecine tutulmasını, Meclisteki partilerin görüşlerinin alınıp ona göre zamana yayılarak nihai anayasa oluşturulmasının daha faydalı olacağı kanaatindeyim.

 

            Halen süregelen süreçte yürütülecek, usul, yöntem ve siyasal tavırlar çok önemlidir. Bir partinin anayasası olmaz, partilerin anayasa teklifleri olur. Bu teklifler tüm iktidar ve muhalefet partilerince ortak mutabakata varılır, böylece Meclise ya da çözüm için halkın onayına sunulur. Partiler tekliflerini açık bir şekilde milletin önüne getirmeli, tartışma imkanı olmalıdır. Halen şu anda sunulan anayasa teklifi aceleye, yerinde değimiyle yangından mal kaçırırcasına Meclisten geçirilip, halkın oyuna sunulmamalıdır. Üstelik halk anayasa değişiklik maddeleri ve genelinde yeterli bir bilgiye de sahip değildir.

 

            Durum gösteriyor ki anayasa teklifi referanduma götürülecek. Bu yapılan anayasa teklifinde AKP’nin, Meclis ve referandum yoluyla geçirmek istediği anayasa değişikliğinde tuzaklar vardır, samimi değildir. Anayasa  değişikliği ile Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK.) ve yargıyı susturmak, siyasallaştırmayı amaçlamaktadırlar. HSYK’ya Meclisin de atama yapmasıyla hakimler ve savcıları da kendilerine bağlı bir kurum haline getirmek istemektedir. Anayasa değişikliğini madde madde onaylamak yerine hepsini birden onaylamayı da dayatmaktadırlar. Böylece kendilerini siyasallaştırma maddeleri de arada geçecektir. Yargı bağımsızdır. Meclisin yargıya üye seçmesi onun siyasallaşmasına neden olur. AKP’nin yapmak istediği, Anayasa değişikliği ile tamamen yargıyı siyasallaştırmayı amaçlamaktadır. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Eş Başkanlığını yürüten Sayın Başbakandan bu görevini daha rahat yürütebilmesi için bunun beklenmesi de son derece doğaldır.

 

            Değişikliklerin içine halkın istediği birkaç madde serpiştirerek cazip kılınmaktadır. Aynı zamanda anayasa değişikliğiyle kendilerine ileride verilmeleri kesin olan Yüce Divan yolunu da kapatmak istemektedirler. AKP’ye yakınlığı son Numan KURTULMUŞ başkanlığı döneminden itibaren tartışmasız olan Saadet Partisi de bu ucube sözde değişikliğe destek vermekle Milli Görüşün de değişebileceği, globalleşebileceğini aklımıza getirmektedir.

 

            Yeni anayasaya evet oyu verilmesi bunun sonucu aynı zamanda bundan sonra halkın geri dönülmesi mümkün olmayan AKP’nin bütün ABD, AB ve Siyonist İsrail yanlısı politikalarını da onaylaması, desteklemesi anlamına gelmekte olmasına böyle bir tehlikenin mevcudiyetine rağmen referandumdan yine de evet oyu çıkmıştır. Bu sonuç bir kader değil halkımızın yeni anayasa ve getirdikleri, neden ve sonuçları konusunda bilgi sahibi olmamasından kaynaklanmaktadır.

 

  Ülkemizdeki komünistler, sol görüşlüler bile Türklük, Türk Milliyetçiliği üzerinde ısrarla dururken, anayasadan Türklük kavramını çıkartmak isteyen kendine İslamcı, Müslüman diye niteleyenler ile solcuları karşılaştırırsak; vatan, millet ve Türklük konusunda çok daha fazla hassasiyet gösteren solcular mı acaba daha fazla Kur’an’a bağlı olmaktadır? Yoksa İslamcılar mı? Acaba Türklük kavramını anayasadan silmekle daha fazla mı ülkenin menfaatine olacaktır. Türklük kavramının bizi bir arada tutan çok önemli bir olgu, olduğunu, yokluğunda ise hızla dağılma, parçalanma sürecine gireceğimizi bilmiyorlar mı? Ülkemizde kendine İslamcı kimliği veren kesimin anayasa konusundaki istekleri ABD ve İsrail politikalarıyla örtüştüğünü, bu iki işgalci, emperyalist Müslüman, Türk düşmanlığı tescilli devletlere bilerek veya bilmeyerek hizmet ettiklerinin acaba farkındalar mı?

 

            Anayasa değişiklik maddeleri incelendiğinde halka ve demokrasiye bir özgürlük, fayda getirmediği, üniter yapıyı yok edeceği, başkanlık sistemiyle federasyona gidildiği  görülecektir.

 

            Halen yürürlükteki mevcut anayasa tüm aksaklıklarına rağmen BOP Projesi’nin önündeki en büyük engeldir. “Şu anki yeni düzenlenen hali İsrail’in lehinedir.”

 

            HSYK’ya Meclisin de üye seçmesi mevcut iktidarın yargıyı siyasallaştırmasına neden olur ki çok sakıncalıdır. Hukukun bağımsızlığını ortadan kaldırır, gölge düşürür. Yargı kimsenin etkisinde olmamalıdır. Seçimleri kendi içinde olmalı, bağımsız olarak görev yapabilmeli, yargı kararlarında; kimsenin, hiçbir siyasi görüş veya siyasetin vesayetinde olmamalı, siyasi iktidarların müdahalesine yer verilmeyecek şekilde hukuki yapısı korunmalıdır.

 

            Cumhurbaşkanı GÜL, TBMM Başkanı Cemil ÇİÇEK ve beraberindeki TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyelerini Çankaya Köşkünde kabul etmiş, yeni anayasaya desteğini açıkça vermiştir. GÜL, başkanlık sistemi tartışmaları için de “Köklü değişiklik toplumsal mutabakat ve ortak akılla değerlendirilmeli” diyerek örtülü de olsa desteklediğini belirtmiştir.

 

            Başbakan ERDOĞAN’ın isteği üzerine Bekir BOZDAĞ yeni anayasada “başkanlık sistemini” gündeme getirmiş, yandaş basın ve tv’lerde hemen hep birden “başkanlık sistemi” tartışmalarını gündeme taşımış, halk şimdiden bu yeni yönetim sistemine alıştırmaya başlanmıştır. Eyalet sistemi güzel gösterilmeye çalışılmakta, belediyelerle ilgili alınan kararlar da bunun bir göstergesidir. Bu gelişmeler sürerken CHP ve MHP tamamen acınacak durumdadır. “Bölünme anayasası”na isyan eden tabanlarını telkin etme yoluna gitmeyi tercih etmekte, bu tehlikeyi önleme yolunu ise düşünmemekte, girişimde bulunmamaktadırlar. Tabanlarının Anayasa Uzlaşma Komisyonu’ndan çekilin isteklerine karşı durumu tartışma oluşturarak sanki muhalefet ediyorlarmış havasını, komisyonda mücadele ediyorlarmış görüntüsünü vermeye çalışmaktadırlar. Tabanlarının muhalefetini kendilerince fitne olarak algılamaktadırlar. Bu verilen tavizler AKP’nin PKK affını da gündeme getireceğini göstermektedir. Tahminlerimizin doğru olduğunu kısa zamanda öğreneceğiz.

 

            Tüm gelişmeleri incelersek “Bölünme Anayasası” adım adım ilerlemektedir.

 

            Şu anki aşamalara bakarsak, yukarıda olmazsa olmaz maddelerden hiç söz edilmeyen yoksun anayasa adım adım ilerlemekte, yasalaşma sürecine girmiştir.  Anketlerde ayrıca halkın yüzde 68’inin yeni anayasaya ihtiyacı olduğu çıkmakta, yandaş basın, tv’ler halkı bu yönde motive etmektedir.

 

            Anayasa değişmelidir, özgürlükleri artırıcı, üniter yapıyı koruyucu, değişmez maddelerden ödün verilmeden, Milli, herkesin faydasına bir anayasa getirilmelidir ama AKP’nin istediği bu şekliyle olmamalıdır. Eğer bu Anayasa denen garabete evet diyen Milli Görüş de ikinci bir AKP olacak, muhalefet partileri CHP ve MHP’de bu büyük vebalden kurtulamayacaklardır. 

  

 Selam, saygı ve dualarımla. 

 

Yakup MUSA

 

31.08.2012

 



Bu yazı 490 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Ekim 2015 TÜRKİYE'DE BAŞKANLIK SİSTEMİ
    • 16 Ekim 2015 BALYOZ DAVASI BİLİRKİŞİ RAPORLARI (3)
    • 2 Ekim 2015 TCG MUAVENET FACİASI!
    • 17 Ağustos 2015 AMERİKAN ÇOCUKLARI ÇUVALDA
    • 6 Haziran 2015 TÜRKİYE'DE BAŞKANLIK SİSTEMİ
    • 24 Mayıs 2015 BALYOZ DAVASI BİLİRKİŞİ RAPORLARI (2)
    • 19 Mayıs 2015 KÜRECİK RADARI İSRAİL İÇİN ÇALIŞIYOR!
    • 11 Mayıs 2015 BALYOZ DAVASI BİLİRKİŞİ RAPORLARI
    • 26 Nisan 2015 100. YILINDA ÇANAKKALE SAVAŞLARI
    • 13 Nisan 2015 İCRA VE İFLAS KANUNUNUN KABÜLÜ
    • 1 Nisan 2015 31 MART VAK’ASI
    • 18 Mart 2015 18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ
    • 4 Mart 2015 28 ŞUBAT BELGESİ
    • 31 Ocak 2015 SOYKIRIM İFTİRASI
    • 28 Aralık 2014 EHLİ KÜFÜRE BENZEMEKTEN KAÇINMAK!
    • 22 Aralık 2014 DÜNYA HABERLERİNİ CIA YAPTIRIYOR!
    • 20 Kasım 2014 TCG. MUAVENET FACİASI
    • 15 Eylül 2014 27 MAYIS VE 12 EYLÜL DARBESİ
    • 10 Haziran 2014 27 MAYIS DARBESİ VE MASONLAR
    • 1 Haziran 2014 27 MAYIS DARBESİ GERÇEKLERİ

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,087 µs