En Sıcak Konular

Aziz Dolu

Atabey
Aziz Dolu
10 Ocak 2012

Fransa.. İflah Olmaz Aşüfte



Fransa.. İflâh Olmaz Aşüfte

Türklerle Fransızlar arasında ilk münasebet Atilla ile başlamıştır. Avrupa Hunlarının efsanevî hakanı Atilla 451 yılında ordusu ile gidip Fransa’nın ortasına tuğunu dikmiş ve Türk-Fransız ilişkileri de böylece tarih sayfalarını meşgul etmeye başlamıştır. Ardından Pierre Lermit adlı Fransız keşişin bir eşeğe binerek yalın ayak, başı kabak yollara düşmesi ve 1096 yılında önce Fransa’yı, ardından da bütün Avrupa’yı ayaklandırmasıyla iki millet arasındaki muhabbet epeyce alevlenmiştir. Umum tarihçilerin, ‘Haçlılar’ olarak adlandırdığı bu heyula sürüsü -bildiğiniz gibi- Kudüs’ü Türklerden geri almak; Türkleri, gerisin geriye Türkistan’a sürmek için çıkıp gelmişlerdir. Özellikle ilk üç sefer Fransızların öncülüğünde gerçekleşmiştir. Oğuz boyundan Kılıçaslanlar, Kıpçak boyundan Selahaddinler çıkmış bu uğruları tekme tokat İslâm beldelerinden kovmuşlardır.

Haçlı seferlerinin kışkırtıcılığını yapan Fransızlar bu seferlerin ilkinde yandaşlarıyla birlik olup, Kudüs’te 70 bin sivil insanı kılıçtan geçirmiş; Kudüs, Kıbrıs, Hatay, Şanlıurfa gibi İslâm beldelerinde krallıklar, prenslikler, kontluklar kurmuşlardır. Yüzyıllar sonra çıkıp gelerek Güneydoğudaki illerimize çullanmalarının altında yatan sebep ta o yıllara kadar gitmektedir. Yüzyıllardır hiç dinmeyen kuyruk acılarıdır onları tekrar bu topraklara getiren…

Oğuz’un Kayı kolundan gelen Osmanlılar nizam-ı âlem, i’lâ-yı kelimetullah deyip Avrupa’ya dalınca tarih tekerrür etmiş, Fransızlar yanına birkaç yandaş daha bularak 1396 yılında Niğbolu meydanına çıkmıştır. Ee tabi ‘Yıldırım’a çarpılmaktan kurtulamamışlardır. Konu Fransızlar olunca ilginçliklerin ardı arkası gelmez. Misâl bahtsız şehzade Cem, Fransa’nın Nice (Nis) şehrinde misafir edilmiştir. Yıllar sonra ülkeden kovulan Osmanlı hanedanına mensup gariplerin de ikametgâhları Nice şehri olmuştur maalesef.

Kanunî devrine gelindiğinde, Papa Osmanlılara karşı Haçlı ordusu kurmak için çabalayıp durmaktadır. Fransa kralı Françeşko de Katoliklerin hamisi olmak, Avrupa’yı tek çatı altında birleştirmek, İstanbul’u ve Kudüs’ü geri almak, Türkleri Asya içlerine sürmek gibi vehimlere kapılarak harekete geçmiştir. İlk icraatı bugünkü İtalya’ya saldırmak olmuştur. Haliyle İspanyol-Alman ortak tacının sahibi olan Şarlken’e esir düşmüştür. Annesini araya koyup, ‘denize düşen yılana sarılır’ misâli Kanunî’den yardım istediğinde bu kez tarihler 1525’i göstermektedir. Mazluma dost olmayı töre bilen Osmanlı hem Françeşko’yu kurtarmış hem de tarihinde ilk defa ticarî imtiyazlar (kapitülasyon) vererek Avrupa’da sıkışıp kalmış olan bu ‘vilayet’e ihsanlarda bulunmuştur. Kanunî’nin, iki büyük Türk hakanı Atilla’nın ve Fatih’in yarım bıraktığı işi bitirip; Kızıl Elma’yı gerçekleştirmek için İtalya’ya yani Papalığın merkezi Roma’ya ordu göndermesi üzerine Françeşko daha birkaç yıl önce esir düştüğü düşmanlarıyla gizli yazışmalar yapmaya başlamıştır.

Fransızlarla ilgili ilklerimiz epeyce yekûn tutar canlar. İstanbul’da ilk yabancı elçiliği bunlar açmıştır. Osmanlı’yı paylaşmak için oturup, Rusya ile anlaşma imzalayan ilk devlet Fransa’dır. Bağımsız Yunanistan fikrini ortaya ilk atanlar da, sadık Ermenilere hainliği öğretenler de hep bunlar olmuştur. Osmanlı’da sabık duruma düşen kolalı yaka gömlek düşkünü beyzade takımı soluğu hep Paris’te almıştır. İlk borç para bu ülkeden alınmıştır. Filistin’de Yahudi devleti fikrinin mucidi de Fransa’dır. Osmanlı ile dostluk ve işbirliği anlaşması imzalayıp, sonra da Osmanlı’nın Kuzey Afrika’daki topraklarını işgal etmeye kalkan yüzsüzler de bunlardır. Gençliğinde Osmanlı Devleti’nin hizmetine girmek için can atan Napolyon sonraki yıllarda Mısır’ı işgal etmiş, anlaşma imzalamak suretiyle silahlarını bırakan Osmanlı askerlerinin arasında bulunan 4 bin civarındaki Arnavut kardeşimizi kılıçtan geçirterek insanlık suçu işlemiştir. Kendilerinden olan bir halkın Müslüman olmasını kabullenemeyen Avrupalılar yıllar sonra Bosna’da da aynı suçu işlemekten çekinmemişlerdir. Yeri gelmişken Fransızların yere göğe sığdıramadığı bastıbacak Napolyon’u yenen ilk komutan bizim mütevazı Cezzar Ahmet Paşa’dan başkası değildir. Tarihte ‘Akka savunması’ olarak adlandırılan bu savaş en az Plevne ve Çanakkale savaşları kadar şanlıdır. Dahası Osmanlı’da Ticaret kanunu, Ceza kanunu vs. ilk kanunlar Fransa’dan aparılmıştır. Fransa’nın medeni kanununun da alınması gündeme gelince Ahmet Cevdet Paşa buna karşı çıkmış, Osmanlı medeni kanununu yani Mecelle’yi kaleme almıştır. Velhâsıl (kısacası) orduyu ıslah etmek için ilk uzmanlar da; fötür şapka, dantelli külot, köpek maması gibi çağdaşlık alâmetleri de hep bu ülkeden gelmiştir. Frengi hastalığı da haliyle…

Evet canlar!.. Mevzu Fransa olunca söylenecek onca söz, karalanacak onlarca satır vardır. Hele de son günlerde sözde Ermeni soykırımı iftirası gündemi meşgul edip dururken… Bu bağlamda milletimiz Bakü’den, İstanbul’a; Paris’e kadar dalga dalga yayılan tepkisinde sonuna kadar haklıdır. Zira atılan iftiranın çirkefliği ve Ermeni göçkünlerinin (diaspora) çirkinliği bir yana, Fransa’nın aşüfteliği de artık milletin sabır taşını çatlatmıştır. Cezayir ve Raunda soykırımları hafızalardaki tazeliğini korurken hem de. İnsanımız haklı olarak öfkesini dışarı vurmuştur. Vurmalıdır da!.. Yalnız bunu yaparken akl-ı selim olunmalıdır. Fransa’nın Yahudi kökenli cumhurbaşkanı ve onun gibi kopuklar kalkıp da tarihimize çamur atmaya kalktığında sergileyeceğiniz davranış kalıbı televizyonunuzun kumanda aletini mıncıklamak yahut ıskartaya çıkan okey taşını var gücünüzle masaya yapıştırmak gibi ucuz tepkiler olmamalıdır. Zira kumanda aletinizin bozulması, parmak kemiğinizin çatlaması ve sair zırvalıklarınız Fransa’ya bir şey kaybettirmez. Maide suresinde de tarif edildiği üzere “kınayanların kınamasından korkmayan” bir milletin mensubu olarak daha şecereli, daha muhkem tepkiler vermelisiniz. Misâl gidip de altınıza Fransız arabası çekmemeli, sırtınıza Fransız kumaşı geçirmemelisiniz ki tepkinizin ucuz olmadığı ortaya çıksın. Yoksa karşınızdakilerin tilkilikleri de sırtlanlıkları da yanlarına kâr kalır. Siz de Bürüksel, Washington, Paris… diye giden şer kapılarında -sözümüz meclisten dışarı- sirk maymununa döndüğünüzle kalırsınız. Sahi Bozkurt olmak dururken maymuna dönmek zül olsa gerek… Ne dersiniz?

Serik-29.12.2011

Aziz Dolu Atabey

azizdolu.blogcu.com



Bu yazı 534 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Temmuz 2017 Ömer Halisdemir
    • 5 Temmuz 2017 Musul; Nureddin Zengi'nin Yadig
    • 23 Mayıs 2017 Ra, Rab, Tanrı ve Türkler
    • 7 Mart 2017 Türkiyeyi Ve Dünyayı Anlamak
    • 14 Ocak 2017 Rainadan, Radikalizme
    • 1 Ocak 2017 İslam, İslamcılar ve Anarşizm
    • 22 Aralık 2016 Kurt Ulur, Vatan Kurtulur
    • 7 Aralık 2016 Şangay Bilmem Ne Kaçlısı
    • 20 Kasım 2016 Başkanlık Tartışmaları
    • 20 Kasım 2016 Fıratın İki Yakasını Bir Araya Getirmek
    • 7 Ekim 2016 Bir Meşrep Olarak Alevilik
    • 22 Eylül 2016 Piruz Dilenci; Güney Azerbaycanın Özgürlük Ateşini Harlayan Adam
    • 11 Eylül 2016 Bu da oldu; Atatürkün resmine sansür
    • 31 Ağustos 2016 Yüksekova İl Olmalı
    • 18 Ağustos 2016 Yapılandırma Ayarlarına Dönüş
    • 8 Temmuz 2016 Atatürk Türkiyesinden, Humeyninin İranına
    • 2 Temmuz 2016 Akıl ile vicdanın hasbıhali
    • 2 Temmuz 2016 Almanların Maskarası, Çerkezlerin Yüzkarası
    • 29 Mayıs 2016 Bir, Üç, Beş
    • 23 Mayıs 2016 Otizmliler, ille de AKP diyormuş

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,794 µs