En Sıcak Konular

Altuğ Öztürk

İslam'a Davet
Altuğ Öztürk
3 Haziran 2011

Seçimimizi Bir An Önce Yapalım



Zamanın hızla ilerlediğini farkedebilmek için şöyle geriye dönüp bakalım. Uzun yıllar geçmesine rağmen herşey sanki dün yaşanmış gibi gelir insana.  Çocukluk yılları, okul heyecanı, evlilik ya da hayatımızın dönüm noktası olan diğer olaylar.. Hepsinin üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen herşey yeni gibidir hafızamızda..

‘Nasıl geçti bunca yıl anlamadım’ dediğimiz olmuştur mutlaka. Peki bu kadar çabuk geçen bir ömrü nasıl değerlendiriyoruz?  Allah’ın rızasını gözeterek mi, nefsimizi doyurmaya çalışarak mı?

Hayatın sadece bu dünyayla sınırlı olduğunu düşünen insan ‘anı yaşayıp’ hayatın tadını sonuna kadar çıkarmak ister. Amaç sadece kendini mutlu etmektir. Allah’ın rızası ya da yasakları nefsinin kölesi olmuş bir insan için önemli değildir. Kuran’da ‘..nefis, -Rabbimin kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir..’ (Yusuf Suresi-53) buyrulmaktadır. Nefis insanı Allah’tan uzaklaştıran, dünyevi zevklerle oyalayan, ancak bir türlü insanı tatmin etmeyen, hep daha fazlasını isteyen, insana acı veren bir virüs gibidir. Bu virüs insanı ömür boyu bırakmaz. Her an onu yeni hastalıklara ve huzursuzluklara sürükler. Bu hastalığın ilacı ise vicdandır.  Sadece vicdan sahibi bir insan nefsinin kışkırtmalarına karşı Allah'a sığınarak kendini korur. Hem bu dünyada hem ahirette huzuru ve mutluluğu yaşayacak olanlar vicdanına uyanlardır.  Hayatı boyunca nefsini doyurup Allah'ı unutanlar ise sonu gelmeyen bir azaba sürüklenirler. İki dünyaları da ızdırapla geçer.

Bu noktada hayatın bizler için ne ifade ettiğini düşünmelim. Dünya boş bir amaç için mi yaratıldı? Biz neden varız ve nereye gidiyoruz? Hayat ve ölüm nedir? Zaman bu kadar çabuk geçiyorsa yaşadığımız anın anlamı ne? Allah’ın varlığına gereği gibi iman ediyor muyuz? O’nun emirlerine uyuyor muyuz? Bu soruları kendimize soralım ve cevaplarını vicdanımızda sorgulayalım. Şeytanın varlığını unutmadan, bizi Allah’ın yolundan saptırmasına izin vermeden…

Yaşadığımız şu ana bir daha geri dönmemiz imkansız. Belki çok ileriki yaşlara ertelediğimiz ibadetlerimizi yapmaya da vaktimiz olmayabilir. Geçen saniyeleri geri getirmemiz mümkün değildir. İçinde bulunduğumuz ana bir daha dönme imkanımız olmadığı gibi, ileriki tarihlere ulaşabileceğimizin de bir garantisi yoktur. Bu nedenle ertelediğimiz ibadetlerimiz konusunda tekrar düşünmeli ve ertelemenin inkarda bir artış  olduğunu asla unutmamalıyız. ‘Ertelemek ancak inkarda bir artıştır..’(Tevbe Suresi,37)  Her geçen saniye Allah’ı razı etmek açısından büyük önem taşırken vakit kaybetmek akılsızlık olur. Hiçbir dünyevi işin bizi Allah’a ibadet etmekten ve O’na kul olmaktan alıkoymasına izin vermeyelim.

(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları  Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı  kılmaktan ve zekatı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz'; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar. (Nur Suresi, 37)

Rabbimiz hiç durmadan dua ve ibadetle yorulmamızı emrederken zamanımızı boş  işlerle oyalanarak geçiriyorsak durup düşünme ve karar verme vakti gelmiş demektir..

Asıl hayat neresi ve ben hangisi için çabalıyorum?



Bu yazı 564 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Aralık 2013 Müslümanlar İçin Birlik Zamanı
    • 20 Haziran 2013 Allah'ın Nimeti: Çile
    • 26 Şubat 2013 Sevgili Peygamberimiz (S.A.S)
    • 12 Aralık 2012 Müslüman'a Düşen Yalnızca Tebliğdir
    • 18 Ekim 2012 Şeytan'ın Varlığının Farkında mısınız?
    • 20 Eylül 2012 Kaçınılmaz Son ''Ölüm''
    • 28 Ağustos 2012 Ne İçin Yaratıldığımızı Unutmayalım
    • 21 Temmuz 2012 Ramazan ve Oruç
    • 26 Haziran 2012 Allah'ın Yaratma Sanatı Kelebekler
    • 5 Haziran 2012 HZ. İbrahim
    • 14 Mayıs 2012 Anneler Gününüz Kutlu Olsun
    • 27 Nisan 2012 Dürüstlükte Kararlı Olmak
    • 10 Nisan 2012 Umut Kesmemek
    • 27 Mart 2012 Şeytan'ın Sistemi
    • 6 Mart 2012 Televizyonun Çocuklar Üzerindeki Olumsuz Etkileri
    • 20 Şubat 2012 Şeytan'ın Oyunu: Duygusallık
    • 6 Şubat 2012 Her İşte Hayır Olduğuna İnanmak
    • 15 Ocak 2012 Medyanın Gücü
    • 26 Aralık 2011 Hurafeden Uzak Kuran Dini
    • 12 Aralık 2011 İman Hakikatleri İmanı Artırmak için Vesiledir

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,326 µs